# Eski İslam Karşıtı Siyasetçinin Müslüman Olma Hikayesi!

- Language: tr
- Published: 2026-08-26
- Canonical: https://blog.towardseternity.com/tr/blog/former-anti-islam-politician-became-muslim-how-he-accepted-islam-at-legacyb2bpodcast
- Source video: https://www.youtube.com/watch?v=iEo5e5g1IVI
- Channel: Towards Eternity

This is the cleaned transcript of the source video. The speech is unaltered.

---

Ben bir zamanlar İslam karşıtı bir partinin üyesiydim Ve bu partinin adı PFF’ydi. Daha fazla değil, daha az İslam istiyoruz. Bu yüzden Kuran'ın hiç olmamasını, tercih ederim. Camilerin kapatılmasını ve Kuran'ın yasaklanmasını tercih ederim. İslam karşıtı fikirlerle beynimi yıkadılar. Onların asıl amacı olan İslam'la savaşmak, elbette ki o zamanlar desteklediğim bir şeydi. Bir nevi bu dinden nefret ediyordum. Samimi bir şekilde İslam dininin toplum ve özgürlüğümüz için bir tehtid olduğunu düşünüyordum İslam ile bir problemim var mı? Evet, İslam ile bir problemim var. Tabi ki, şimdi bunun için üzgünüm. Fakat bu projelerin bazılarında yer aldım. Evet, tabi ki. Selamun aleyküm Arnoud abi.

Davetimizi kabul ettiğin için teşekkür ediyoruz. “Arnoud Van Doorn kimdir?” sorusuyla başlamak istiyorum. Ve aleyküm selam, beni davet ettiğiniz için teşekkürler. Burada olmak çok güzel. İsmim Arnoud Van Doorn. 56 yaşındayım. Elhamdülillah, 2013 yılından bu yana Müslümanım. Hollanda’nın Lahey kentinde doğdum ve büyüdüm. Hristiyan bir geçmişe sahibim ve Hristiyan olarak büyüdüm. Aktif olarak siyasette yer aldım. İslam karşıtı olan, Hollanda Özgürlük Partisi (PFF)’ye üye oldum. Fakat 2013 yılında Müslüman oldum. Elhamdülillah. Neredeyse on yıl oluyor. İstanbul’a Halis Media’nın davetiyle geldim. Burada bir proje yapıyorlar.

40’tan fazla ülkeden gelen ve sonradan Müslüman olmuş olan yüz kişiyle röportaj yapıyorlar. Ben de onlardan biriyim. Bu yüzden burada olmak ve bu harika şehirde bu röportajı yapabilmek benim için bir onur. İnanç açısından hayatın nasıldı? Neye inanıyordun? Hristiyan olarak büyüdüm. Katolik okuluna, Katolik spor kulübüne ve bunlar gibi yerlere gidiyordum. Babam Hristiyanlığı yaşayan biriydi. Pazar günleri hatta bazen hafta içi günlerde kiliseye giderdim. Fakat hiçbir zaman tam olarak rahat hissetmedim. Bu benim için sadece bir rutin gibiydi. Bunu yapmam gerekiyordu ama bir şeyler eksikti.

Belki şimdi kalbimin derinliklerinde şu an sahip olduğum bilgilerle küçük bir çocukken bile bir şeylerin eksik olduğunu hissedebiliyordum. Gerçekten anlamadığım şeyler. Nasıl üç tane yaratıcı olabilir? Nasıl İsa peygamber, Allah’ın oğlu olabilirdi ki? Bu, bana hiç mantıklı gelmiyordu. Bana gerçekten garip gelen birkaç şey daha vardı. Hz. İsa’nın kanı ve bedeni ve bununla ilgili kilisede yapılan törensel şeyler gibi. Benim için bu hiç mantıklı değildi. O zamanlar küçüklükten dolayı sebebini anlayamıyordum ama Bir şeyin eksik olduğunu biliyordum. İslam’ı ilk nasıl duydun? İslam hakkındaki düşüncelerin nelerdi? Batı ülkelerindeki çoğu insan gibi medyadan, politikacılardan İslam'ı duydum.

İslam’ı 11 Eylül olaylarının, zulme uğrayan kadınların ve tüm terör faaliyetlerin sebebi olarak bir tehdit olarak görüyordum. Hollanda’da, Batı Avrupa’daki sorun insanların İslam’ı kendilerinin araştırmamasıdır. Yalnızca medyaya, politikacılara inanıyorlar. Ben de böyle yapmıştım. Yani İslam hakkında bildiklerim sadece negatif ve tehlikeliydi. Bir nevi nefret ediyordum. Samimi bir şekilde İslam dininin toplum ve özgürlüğümüz için bir tehdit olduğunu düşünüyordum. PFF isimli İslam karşıtı siyasi partinin bir üyesiyken, onların asıl amacı olan İslam'la savaşmak, elbette ki desteklediğim bir şeydi ve bunun gerekli olduğunu düşünüyordum ve buna inanıyordum. bunun için hazırlanıyordum.

İslam'a karşı olan herhangi bir projede yer aldın mı? Evet. O çok ünlü film vardı. Ben bu filmin prodüktörü değilim. Birçok insan bunu düşünüyor. Film, ben bu siyasi partide aktif olmadan önce çekildi, ancak filmin dağıtımından, sosyal medyada tanıtılmasından ve bunun gibi şeylerden sorumlu olan başka insanlarla birlikteydim. Ancak bu organizasyonun ve film tanıtımının bir parçasıydım. Bu, örneklerden biri. Tabi ki, şimdi bunun için çok üzgünüm fakat bu projelerin bazılarında yer aldım. Evet, tabi. Hangi sebeple İslam’a ilgi duymaya başladın? İslam’a hemen bir ilgi hissetmedim. Bir sabah uyanıp, tamam ben Müslüman olmaya karar verdim demedim tabi ki.

Fakat, İslam’a dair bazı şüphelerim vardı. Bana mantıklı gelmiyordu. Medyayı, politikacıları görüyorsunuz. Hepsi İslam’ın kötü, toplum için, özgürlüğümüz için tehdit olduğunu ve tamamıyla kötü olduğunu söylüyordu. Fakat bu mantıklı gelmiyordu. Dünyadaki 1.5 milyar insanın tamamı kötü, öfkeli ve tehlikeli miydi? Hollanda’da 1 milyondan fazla Müslüman yaşıyor. Hepsi kötü, öfkeli ve tehlikeli mi? Birçok Müslüman, iyi insandı. Şahsen de tanıdığım iyi ve arkadaş canlısı insanlar. Bu yüzden bana İslam hakkında daha çok şey öğren dediler İslam’ı öğrenmem gerektiği söylendi. Evet, tabi. Kur’an okuyarak İslam hakkında bir şeyler öğrenmeye başladım.

Camiye gittim, imamlarla, diğer Müslümanlarla konuştum. Kendim de bazı araştırmalar yaptım. Kütüphaneye gittim. İslam hakkında ne kadar çok şey öğrenirseniz o kadar netleşmeye başlıyor. Özellikle de benim için böyle oldu. Bu süre içinde İslam hakkında bir şeyler öğrendikçe, öğrendiklerim git gide daha çok aklımdan kalbime doğru “Bu harika, çok güzel.” diyerek iniyordu. “Bu, bazı soruların cevabı.” “O insanların tamamı yanlış.” “Bu harika bir din.” diyordum. Bu dinin benim sorularımı cevapladığını hissediyordum. İslam üzerinde çalışma yaparsan, tüm şüphelerinin ortadan kalktığını görürsün. Tüm boşluklar dolar. Sahip olduğun tüm sorular cevaplanır.

Kalbini İslam’a karşı yumuşatmaya başlayan ilk şey neydi? Bu, birçok insanın bana sorduğu soru. Kalbimi yumuşatan şey Kur’an’dan belli bir bölüm veya belli bir ayet değildi. İslam’ın kendisi. Peygamber’in hayatıydı. Sallallahu aleyhi ve sellem. Hollanda'da “Muhammed” isimli bir kitap var. Kitap, onun hayatını anlatıyor. Bu da benim için çok motive edici olmuştu. Benim için bu bir araştırmaydı. İslam hakkında bir araştırma Bu araştırma süreci, alaycı şekilde başladı ve çok yavaş ilerledi. “Yani evet İslam'ı araştıracağım ama hepsi yalan söylüyor ve zaten bunlar gerçek değil.” diye düşünüyordum. Beynimi yıkıyorlar.

Yani mesela camideki konuşmalar çok güzeldi ama hep insanların yalan söylediğini düşünüyordum. Fakat İslam hakkında ne kadar çok şey öğrenirseniz ve gerçekten açık bir zihinle, kalple araştırma yaparsanız -ki bu gerçekten çok önemlidir- işte o zaman gerçeği inkar edemezsiniz. Nihayet, gayrimüslimden Müslüman olmaya kadar geçen uzun bir yolculuğun ardından, din değiştirmem yaklaşık bir yılımı aldı, ama sonunda benim için İslam'ın harika bir din olduğunu anladım ve 2013 yılında şehadet getirdim. Elhamdülillah. İslam aleyhine tüm bu sahte propagandayı yapan insanlar hakkında ne hissediyorsun? Yanlış yönlendirilmiş hissetmiştim.

Her zaman Hollanda ve Batı Avrupa'da medyanın dürüst ve objektif olduğu fikrine sahiptim. Aynı şekilde politikacıların da dürüst ve zeki insanlar olduğunu düşünüyordum. Onların bizim için, bizi korumak, yönlendirmek için var olduğunu düşünüyordum. Ama onların ihanetine uğradığımı hissettim eğer İslam’ı öğrenirseniz onların bize İslam hakkında söylediği her şeyin yanlış ve olumsuz olduğunu görürsünüz. Bu yüzden gerçekten hayal kırıklığına uğradım çünkü aslında onlar beynimi yıkamışlardı ve İslam karşıtı biri olmuştum. Nasıl şehadet getirdin? Bizi o anlara götürebilir misin? Müslüman olduğumda 45 yaşındaydım. Bir camide şehadet getirdim. Orada daha önce de bulunmuştum.

İslam hakkında bazı sorularım vardı. “Camiye gidip bütüm sorularını sorabilirsin” dediler. Ben de “Hayır, hayır. Camiye gitmeyeceğim çünkü muhtemelen benden nefret edecekler ve orada sevilmeyeceğim.” dedim. Ama öyle olmadı. “İçeri girebilirsin” diyerek beni davet ettiler. Arkadaş canlısıydılar. Çay getirdiler. Orada insanlarla saatlerce konuştum ve bu benim için kafamı karıştıran bir şeydi çünkü bu insanların benden nefret etmesi gerekiyordu. Nasıl bu kadar arkadaş canlısı ve açık fikirli olabilir? Nasıl bütün sorulara cevap verebilirlerdi? Bu, benim İslam’ı kabul etmeme vesile olan şeylerden birisiydi. Bunu biraz gizlice yapmak zorundaydım çünkü her an işimi, ve pozisyonumu kaybedebilirdim.

Fakat o zaman çok isteksizdim. Camide şehadet getirdim ama insanların önünde değil. Küçük bir ofiste. İmam bile yoktu. Ben ve camideki birkaç gönüllüden birisi vardı. Kendisi beni tüm süreç boyunca mentor olarak yönlendirmişti. Şehadet getirdim ve orada başka kimse yoktu. Yani İslam'ı öğrenmeye başladığım andan şehadet getirene kadar, birkaç gün değil, birkaç hafta değil, yaklaşık bir yılımı almıştı. Bir hız treni gibi. Bazen gerçekten motive oldum. Bazen ise bu konuda hiçbir şey yapmadım. Ancak bu dönemde İslam'ın ne kadar güzel olduğu anladım ve son olarak elhamdülillah 2013 yılında şehadet getirdim. Şehadet getirdiğinde ne hissettin? Huzurlu ve rahatlamış hissettin mi? Evet, kesinlikle.

Şeytan her zaman oradaydı. Çünkü son dakikalarda bile fısıldıyordu “Hayır, hayır, yapma dostum.” “Senin beynini yıkıyorlar.” “Dur bi ” falan diyordu. Müslüman olmadan beş dakika önce bile bu durumdaydım. Fakat Müslüman olduğumda sanki üzerimden büyük bir yük kalkmış gibiydi. Çok mutlu hissettim. Tarif etmesi zor bir şey. Daha önce bunu yaşamış olanlar Beni kesinlikle anlayacaklardır. Yeniden doğmak gibi bir şey. Etrafındaki insanlar Müslüman olmana nasıl tepki verdiler? Şok olmuşlardı. Dürüst olmak gerekirse hata yaptım çünkü Müslüman olma ve İslam’ı kabul etme serüvenimi kimse bilmiyordu. Kendi başıma yapmıştım. Kimse bilmiyordu.

Sadece annem biliyordu, o da beni destekledi ki, hala destekler. Arkadaşlarım, iş arkadaşlarım hiçbiri bu yolculuğumu bilmiyordu. Bu yüzden belli bir noktada biraz korkmuştum. “Tamam şimdi kimse İslam’ı kabul etmeye yöneldiğimi bilmiyor.” diye düşündüm. Onlara göre, bu bir şok olacaktı. Bu yüzden de gerçekten isteksizdim. Bu durumu duyurmak için birkaç hafta bekledim. Fakat ailenin geri kalanıyla, çoğunluğuyla hatta kendi kardeşlerimle bile aramızda bir mesafe vardı. Beni reddetmediler ama hiçbir şey eskisi gibi değildi. İslam hakkında konuşmuyorduk. O mesafeyi kesinlikle hissedebiliyordum. Çok fazla arkadaşımı kaybettim ve tabi ki işimi de.

Müslüman olduktan sonra karşılaştığın en büyük zorluk neydi ve bunun için neleri feda etmen gerekti? Müslüman olduğumda politikacıydım fakat artık PFF partisinde yer almıyorum çünkü bu süre boyunca oranın benim yerim olmadığı belliydi. Fakat onlara göre bu bir şoktu. Eğer Müslüman olursan artık bu siyasi oluşumun içerisinde yer alamazsın demektir. Müslüman olduğum duyulduğunda işimi kaybettim, birçok arkadaşımı, bazı aile üyelerimi ve tabi ki birçok iş arkadaşımı kaybettim. Bu yüzden taşınmak zorunda kaldım. Küçük bir eve geçtim. Arabamı sattım . Yani artık hayatımdaki lükslerden vazgeçiyordum. Bu benim için bir fedakarlık değildi. Bundan önce çok param vardı. Birçok kez tatile gidiyordum.

Pahalı saatlerim, güzel bir arabam, birçok güzel eşyam vardı fakat bunlar sadece birer eşya. Kalbimde boşluk hissediyordum. Fakat İslam’ı kabul ettikten sonra daha az param vardı fakat eskisinden daha mutluydum. Bu da materyalizmin, paranın ve pahalı arabaların kalpteki boşluğu doldurmadığını kanıtlıyordu. Maddi şeyler konusunda fedakarlık yapmak mı? Evet. Arkadaşlarını ve aileni feda etmek ve kaybetmek mi? Tabi ki, bu bir fedakarlık. Neticede kendimi hiç olmadığı kadar mutlu hissediyordum. Müslüman olduktan sonra herhangi birine ilham olup Müslüman olmasına vesile oldun mu? İskender isminde evlatlık bir oğlum var. Benden kısa bir süre sonra Dubai’deki bir etkinlikte Müslüman oldu.

Zaten İslam’a ilgisi vardı. Benimle camiye, bazı derslere ve diğer şeylere geliyordu. Orada kaldığımız hafta boyunca bazı önemli insanlarla görüştü. Sonra İslam’ı kabul etti. Elhamdülillah. Diğer insanlardan hikayeler duydum. Benim vesilemle Müslüman olduklarını söyleyemem çünkü onları Allah yönlendirdi. Ama belki onlara İslam'ı öğrenmeleri, İslam hakkında biraz bilgi edinmeleri, camiye gitmeleri veya İslam hakkında düşünmeleri, biraz araştırma yapmaları için ilham veriyor olabilirim. Pek çok insandan bunu duyuyorum ve umuyorum. Peygamber aleyhisselatu vesselam’a dair seni en çok etkileyen şey neydi? Çok zor bir hayatı vardı.

Kendi ailesi, ona taş atan insanlar ve her şeyle ilgili birçok zorluk yaşadı. Fakat yine de sinirlenmedi. Kızmadı. Aynı insan olarak kaldı. Sabrı, affediciliği, cana yakın oluşu, güler yüzü, edebi, ahlakı ve her şeyiyle. Tüm bu zorluklara rağmen, ona karşı olan her şeye rağmen aynı kişi olarak kalması benim için çok ilham verici ve ben de bunu başarmaya çalışıyorum. En azından peygamberimiz gibi yaşamaya çalışıyorum. Aleyhisselatu vesselam. Şu an hangi projelerle meşgulsün? Fas'ta yoksul insanlara, ailelere yardım etmeye çalıştığımız bazı küçük projelerimiz var.

Özellikle İslam ile ilgili projeler değil ama okula gidebilmeleri, okul eşyaları ve kitapları ve bunun gibi şeyleri alabilmeleri için onlara yardım etmeye çalışıyoruz. Pek çok iş adamından para alıyoruz ve sokakta yaşayan insanlar için küçük evler ve bunun gibi şeyler inşa etmek için birlikte çalışıyoruz. Küçük şeyler. Küçük çocuklar için etkinlikler düzenliyoruz. Ayrıca tabii ki İslam'dan bahsediyoruz. Orada İslam hakkında benden daha çok şey bilen insanlar var çünkü ben bir uzman bir alim değilim. Onlara İslam'ı, neler yapabileceklerini, nasıl daha iyi bir Müslüman olabileceklerini anlatıyorlar. Ve böylece hayırseverliği dava ile birleştirmeye çalışıyoruz gibi.

Eğer dünyadaki tüm gayrimüslimlere seslenme şansın olsa bir dakika içerisinde onlara ne söylemek isterdin? “Medyayı dinlemeyin” derdim. Mesajım bu olurdu. İslam hakkında negatif konuşan politikacıları dinlemeyin. Kendi araştırmalarınızı yapın. Her zaman kendi bilginizden sorumlusunuz. Hiçbir şey anlamadıysanız, araştırın. Bu çok kolay. Sosyal medyada birçok içerik mevcut. İslam hakkında birçok şey okuyabilirsiniz. Camiye gidin bir imamla konuşun. Müslümanların yanına gidin. Bu din hakkında konuşun ve kör bir şekilde medyanın ve politikacıların söylediği şeylerin peşine düşmeyin. Kendi araştırmanızı yapın ve sonra inşallah İslam’ın hak ve doğru olduğunu anlayacaksınız.

Abi buraya kadar geldin bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyoruz. İnşallah gelecekte başka projelerde tekrar karşılaşırız. İnşallah. İnşallah tekrar geleceğim. Davetiniz için tekrar teşekkürler.
