“Allah ile Bir Anlaşma Yaptım!” - Rahim Jung'un Duygusal İslam’a Yolculuk Hikayesi
Yayınlanma tarihi
Şunun söylediğimi hatırlıyorum “Bak, Rabbim orada olup olmadığını bilmiyorum. Fakat yaşam tarzımdan vazgeçmiyorum." “Hayatım çok iyi.” Bunu yapmamı istiyorsan, bana göstermelisin. Beynim kafamın içinden görünüyordu. Kafamın arka tarafı tamamen açıktı. Yani bu inanılmaz. Ambulans geldi. Orada oturuyordum. Bilincimi kaybetmemiştim. Yolun kenarında oturuyordum. Kafamın üzerinde battaniye vardı. Kafamdan battaniyeyi kaldırdı ve kafa yaralarımı gördü aniden sesi değişti. “Acil bir hava ambulansına ihtiyacım var.” Selamun aleyküm Rahim kardeşim, röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkür ediyoruz. Rahim Jung kimdir? biraz hayatından bahsedebilir misin? Londra’da doğdum.
Karışık bir aile kökenim var. Çok çok farklı türde çok farklı işler yaptım, çok farklı türde sektörlerde farklı işler yaptım. Elhamdülillah, Allah farklı yönlere sevk etti. İnşallah, umuyorum ki bundan fazlası da bugünkü görüşmede gelecek. İnşallah. -O zamanlar hayatın nasıldı? -O günlerde, herhangi bir şeye inandığımı sanmıyorum. Yani gerçekten çok açık fikirli şekilde yetiştirildik. Babam, İslam’a inanıyordu fakat geleneksel İslam’a inanmıyordu. Yani bizim anlayabileceğimiz türdekine, benim şuan anladığım şekildekine. Annem, fiilen herhangi bir dine inanmıyordu. Aslında önceden İrlanda’lı bir adamla evlenmişti sonra boşandı ve Katolik inancında boşanmaya izin verilmez.
Bu yüzden aforoz edilmişti. Katolik inancından atılmıştı. Sonra babamla tanıştı, insanlar bunu kabul etmedi. Dindar insanlara baktığında ve onları iki yüzlü olarak gördü. Ona göre bunlar her zaman vaaz veriyordu ama uygulamıyordu. Yani gerçek bir inancın olmadığı bir aile ortamında büyüdük. Bize yalnızca iyi karaktere ahlaka ve davranışlara sahip olmamız gerektiği öğretildi fakat dininin bir önemi yoktu. Şimdi geri dönüp baktığımda muhtemelen bir Allah’ın olup olmadığından veya herhangi bir inancın veya herhangi bir şeyin var olup olmadığına dair şüpheye düştüğüm zamanlar olmuştu. Bize gençlik yıllarından bahsedebilir misin? 18 yaşındayken her şeyde başarısız oluyordum.
Bütün okul sınavlarımdan kalıyordum ve yapmak istediğim tek şey müzik sektöründe yapabileceğim şekilde çalışmaktı. ve elhamdülillah, elime bir fırsat geçti. Babam bir iş yapıyordu ve iş yaptığı kişilerden birinin müzik sektöründe birçok tanıdığı vardı. Onunla konuştum ve dedimki “Bak, lütfen.” “Beni sadece içeri al” “Elimden gelen her şeyi yapıcam” “Söz veriyorum, beni sadece kapıdan içeri al” O da biriyle konuştu ve müzik promosyon şirketinde çalışmaya başladım. Çok mutluydum. Dünyanın bana açıldığını hissettim. Bu da inanılmaz bir iş olan bir sonraki işime beni sevk etti.
Çalıştığım şirket Stevie Wonder için bir promosyon yapmak için bir kontrat imzalamıştı ve bunu yürüten asıl kişi proje müdürü beni aradı ve “İşini bırakıp gelip benimle çalışmaya ne dersin?” diye sordu. “İşin ne olduğuna göre değişir.” dedim. Burada Birleşik Krallık’ta Motown Records’a başlıyoruz.” dedi. Bu gerçekleşen bir hayalden daha fazlasıydı. Motown, tarihteki en büyük plak şirketidir. Motown ismine sahip olmak, Motown Records yazılı bir kartvizitin olması, nereye gidersen git o kartı çıkardığında kapıları açacaktır. Ben de Motown Records’un Birleşik Krallıktaki bu yeni versiyonla başlama fırsatına sahip olacaktım. Seni İslam’a yakınlaştıran dönüm noktası neydi?
Bence benim için dönüm noktalarından birisi şuydu. Gerçek manada bir partinin içindeydim. Müzik ve insanlar, herkes oradaydı. Büyük bir partiydi. Amcam yeni Müslüman olmuştu ve Ramazan’dı. Ramazan olduğunu bile bilmiyordum. Amcam geldi, partinin kapısını çaldı ve orada olduğumu biliyordu. Bana seslendi ve "Bu gece camiye gelmeni istiyorum.” dedi. “Arkadaşlarımla beraberim.” dedim. “Amca, lütfen belki başka bir gün gelirim olur mu?” dedim. Fakat “Hayır, bu akşam.” dedi. Tekrar “Gelemem.” dedim. “Seninle tartışmıyorum, sana yapmanı söylüyorum.” dedi. Kadir Gecesi olduğunu bilmiyordum. Beni yerel bir camiye götürdü. O zaman Motown Records’da çalışıyordum. O zamanlarda hayatımın...
sana şöyle söyliyim umduğumdan bile daha iyi gittiğini düşünüyordum. Kunut duasını hatırlıyorum. Ben dahil olmamıştım. Caminin arka tarafında oturuyordum ve o gücü hissettim. Amin, amin, amin… Oraya oturup şunu dediğimi hatırlıyorum “Bak,Rabbim, orada olup olmadığını bilmiyorum. Fakat yaşam tarzımdan vazgeçmiyorum" “Hayatım çok iyi, vazgeçmiyorum.” “Bunu yapmamı istiyorsan O zaman O zaman bir şey yapmalısın. Bana göstermelisin.” dedim. Ondan sonra işler tersine gitmeye başladı. Tersine, tersine ve tersine. Gerçekten aklımı kaçırmaktan korktuğum ana kadar bu böyle devam etti. İşlerimi düzgün şekilde yerine getiremiyordum bile. Çalışamıyordum. Yapamıyordum.
İlişkilerim bozuldu ve her şey kötüye gitti ve kariyerim de kötüye gitti. Her şey kötüye gitti. Bir nevi çöküntü yaşamama sebep olmuş bir kısır döngüydü ve ben kaybolmuştum. Bir gün kuzenlerimden birisi beni aldı ve aynı şeyi yaptı. Aynı şey. Kendisi beni camiye götüren amcamın oğluydu. Beni bir imamla tanışmaya götürmüştü. İmamın bana aynı şeyi söyleyip durduğunu hatırlıyorum. Konuşuyordu, rotasız bir yolculuktan bahsetmeye devam ediyordu. Hareket ettiğimi hissettim ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Hayatın amacının ne olduğunu bilmiyordum. Neyin önemli olduğunu bilmiyordum. Bu iş üzerindeydim ve uyuyakaldım. Sandalyemde uyuyakaldım.
Uyandığımı hatırlıyorum ve kardeşim, açıklamayacağım şekilde bir şey hissettim. Evrenin ortasında hiçbir şey olmadan yüzüyor gibi hissettim. Kim olduğumu, nereye gittiğimi bilmiyordum. Ne olduğunu bilmiyordum. Bu krizi Krizi hissettim. İslam hakkında seni en çok etkileyen şeyler nelerdi? Başlangıçta iki şey beni en çok etkiledi. Birincisi İnsanları gördüğümde… Ailemden, uzak akrabalarımdan dini uygulamayan insanlar biliyordum. Hiçbirisi uygulamıyordu. Daha geniş bir ailede büyümedik. Hiç kimse. Fakat dönüşüm yaşayan insanlara baktığımda her zaman bir tatmin gördüm. Diğer insanların sahip olmadığı bir huzura sahiptiler.
Bu, üzerimde büyük bir etkiye sahipti özellikle de kuzenimi ziyaret ettiğimde. Söylediğim gibi kuzenimin evli ve çocuğu vardı. Parası yoktu ama yine de benden daha mutluydu. Oysa ben müzik sektöründe çok para kazanıyorum Nasıl olabilir bu? İkincisi, benimle konuştuğunda “Evet, ama bu ne alaka?” “Hiç mantıklı değil.” “Tanrı bunu nasıl yapacak?” “Tanrı neden bunu yaptı ve neden peygamber?” diyordum. Bunları soruyordum çünkü inanmak istemiyordum. Cevapları her zaman “Allah, Kur’anda şöyle söylüyor. ” “Peygamber Aleyhisselam şöyle buyurdu.” şeklinde oluyordu. Aklıyla, mantığıyla benimle tartışmıyordu. Her zaman Her dakika doğru cevabı verirdi.
Her zaman Bende “Nasıl her zaman doğru cevabı biliyor?” diye düşünüyordum. Bunun çok etkileyici olduğunu düşünüyordum. Yani kendi fikriyle tartışmıyordu, yalnızca Kur'an ve sünnetten bahsediyordu. Peki hangi olaylar yolunu değiştirmene sebep oldu? Bir anı hatırlıyorum. Her şeyin değiştiği bir andı bu. Tarihi söyleyebilirim. 5 Ekim, 1993. Birkaç arkadaşımla birlikte bardaydım ve bir panik atak geçirdiğimi düşündüm. Aslında daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Bundan kaçmak istedim. Sonra nereye kaçacağımı düşündüm. Gittiğim yerde de aynısını hissedecektim. Sanki yer yarılmış ve beni yutacakmış gibi hissettiriyordu. Arabamı eve sürmeye çalıştım Arabayı eve nasıl sürdüğümü bilmiyorum.
İlk defa dua ettim ve ne dediğimi bilmiyordum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Bu da işin komik tarafı. Bu, benim hayatımın nasıl bir noktada olduğunu gösteriyor. "Rabbim,Allah’ım, Allah’ım, lütfen bana yardım et." dedim ve bir anlaşma yaptım. "Bak, eğer şimdi beni kurtarırsan beni delirmekten kurtarırsan iki haftalığına haram olan her şeyi terk edeceğim." dedim. Bunu söyledim çünkü bundan daha uzun süre ara vermek benim için hayal edilemez bir şeydi. Sonra "Hayır, hayır, hayır, hayır bu yeterli değil." dedim. "Bu, yeterli değil." “Beni kurtarırsan bir ay boyunca haram olan şeylerden uzak duracağım." dedim. "Hayır, hayır, hayır, hayır bu da yeterli değil." "Bu çok uzun, çok uzun." Sonra "Üç hafta.
Evet, bu uygun." dedim. İki veya üç hafta üzerinde karar kıldım. “Eğer şimdi beni kurtarırsan, önümüzdeki üç hafta haram olan her şeyden uzak duracağım. Haram olan hiçbir şeye dokunmayacağım." Bu haramı bırakmaya karar verdiğim ilk gündü. Tabi ki, üç haftadan sonra korkunç durumdaydım. Hala daha iyi hissetmiyordum. Bu yüzden o zamanlarda dua etmeye başladım. Hatta Kur’an’ı bile açtım. Kur'an'ı ilk defa açtığımı hatırlıyorum ve tabi ki bugün bile hayatımın en önemli ayetlerden birisi olan ayeti hatırlıyorum. ’’Fa inna ma'al usri yusran, inna ma'al usri yusra.’’ Yani içinde bulunduğun bu zorluk sona erecek. Sonlanacak. Yalnızca buna buna tutunduğumu hissediyorum.
Her şeyde olduğu gibi bu krizden sonra da bir kolaylık geleceğini söyleyen bu ayete tutundum. İslam'ın %100 doğru olduğuna seni ikna eden şey ne oldu? Dürüst Dürüst olacağım. Çok fazla farklı ideoloji ile iç içe büyürsen tıpkı bizim gibi şimdi bile erkek kardeşim mesela agnostik belki de ateisttir. Kız kardeşim Budist. Üvey babam Yahudi. Üvey annem ateistti. Ve ailemdeki en yakınlarımın birçoğu dindar değildi. Aynı şey en yakın arkadaşlarım için de geçerliydi. Ancak benim için inanç yolcuğu sürekli bir yolculuk. Her zaman imtihan edilirsin ve şeytan her zaman aklına şüphe sokmaya çalışır. Bu yüzden dürüst olabilirim ve yolculuğumun çizgisel olmadığını söyleyebilirim. Her zaman düz olmadı.
Daha fazla. Kafamın içinde yukarı aşağı yukarı aşağı gidiyordu ve İslam'ın doğru şeklini mi uyguluyorum veya gerçekten bu kadar dindar olmama gerek var mı diye sorguladığım kriz dönemlerim her zaman vardı. Ya da belki bu küçük günahlar o kadar da kötü olmayabilir miydi? Ya da bunun gibi şeyler. Fakat her zaman Kur’an vardı. Kuran Nasıl? Nasıl bu kitap mümkün olabilirdi? Nasıl… bu mucizeyi elimizde tutabilirdik? Muhammed aleyhisselam nasıl hepsini bilebilirdi ki? Akıl alır gibi değil , okuması yazması yoktu, eğitimi yoktu. Nasıl olabilir? Yıllar ve yüz yıllar önce tahmin ettiği onca şey Nasıl Nasıl ama nasıl gerçekleşiyordu? Bu nasıl mümkün olabilirdi?
Her zaman Her zaman beni hiç şüphesiz şekilde geri döndüren şey Kur'an'dı. Kur'an hakkında daha çok öğrendikçe bilim, matematik ve bilgisayarlar hakkında daha çok şey öğreniyoruz. Onu daha çok analiz ettikçe Kur'andan daha çok mucizeler ortaya çıkar. Yani şeytan ne zaman yaklaşırsa O zaman "Euzu Billahi Mineşşeytanirracim” diyorum. İnançlı bir Müslüman olurken vazgeçmen gereken son şeyler nelerdi? İlişkimi bitirme kararı aldığım zamandı. İçinde bulunduğum ilişki ve eve geri dönüp ebeveynlerimle beraber yaşamak. Bu bir dönüm noktasıydı çünkü o zaman itibariyle namaz kılıyordum. Oruç tutuyordum. Birçok haramı terk etmiştim. Fakat hala bir ilişkim vardı.
“Ben uyanıp sabah namazı kılıp tekrar yatamam.” diyordum. Bunu artık yapamam. Kafamın içinde büyük neon levhalar var ve bana bunu yapamazsın, bunu yapamazsın, diyor gibiydiler. Ama hala yapıyordum biliyor musun? Fakat hissettiğim şey buydu. Çok, çok açık şekilde hissediyordum ve görmemeye çalışıyordum. Şimdi ise bu benim için çok net. İslam içerisinde yolumu bulmak için %100 kararlıydım. Artık daha fazla haram yok. Bu şeylerden vazgeçmek zorunda kaldım. Benim için bu dönüm noktasıydı. Ailenin ve yakın çevrenin tüm bunlara tepkisi nasıldı? Babam o zamanlar endişeliydi. İslam hakkında endişeli değildi ancak benim aşırıya gitmem konusunda endişeliydi. Annem için ise bu çok çok büyük bir olaydı.
Gerçekten çok büyük Uzun yıllar boyunca ilişkimizi etkiledi. Annem kesinlikle yıkılmıştı. Dindar insanlarla olan deneyimleri hiç iyi değildi. Müslüman, Hristiyan veya ne oldukları fark etmez. Sonuçta zarar gördü. Müslümanlarla tanıştığında ise sıklıkla ona karşı agresif davranıyorlardı ve o çok üzülüyordu. Bana bağırırdı, delirmek üzere olduğumu, hayatımın zayıf bir anında olduğumu ve insanların benden faydalandığını söylerdi. Namaz kıldığımı gördüğünde her daim üzülürdü birisine "selamun aleyküm" dediğimdi duyduğunda “Allahım, aptalca.” derdi. “Çok aptalca” Çok uzun bir süre üzgündü. Annen ile ilişkin nasıl ilerledi? Fikrini değiştirip zamanla İslam'a daha yakınlık hissetti mi?
Bu hayatımın en büyük mucizelerinden birisiydi. Her zaman annem annemin kalbinde bir şey vardı. Dine, inanca, dindar insanlara karşıydı ve gerçekten de bu değişmedi. 15 yıl sonra bile. Eğer namaz kılıyorsam bakıp: “Offf!” diyerek geçip giderdi. Fakat hastalandı. Kanser oldu. Kanserdi. Bu sadece bir tevafuktu. Tamamen tevafuk. Hastaneye onu ziyarete gittim ve yalnızca benle o vardı. Doktor kötü haberle geldiğinde elini tuttu ve "Bazı kötü haberlerim var." gibi bir şey söyledi. Doktora baktı "Ne kadar?" diye sordu. Doktor "Söylemesi zor." dedi. Orada oturuyordum. Aylardan değil haftalardan bahsediyorduk sanırım. Bu şok ediciydi. Anneme "Allah seni affedecek." diyemezdim.
Anneme “Ahiret hayatı, elhamdülillah.” diyemezdim. Anneme "Allah sabrından ötürü seni ödüllendiriyor" diyemezdim. Çünkü inanmıyor. Ne yapabilirim ki? Ne söyleyebilirim? Aile geçmişimizde bir gelenek var hepimizin yolcu olduğuna inanılan bir gelenek. "Bu hayatta biz sadece bir ağacın altında oturuyoruz ve kısa bir moladayız zamanı gelince hepimiz kalkacağız ve yolculuğumuzun devam edeceğiz." dedim. Bana baktı ve "Bunu sevdim." dedi. Bu ona, kalbindeki bir şeye dokundu. Sonra bir sonraki olay gerçekleşti. Maşallah, çok yakın olduğum kuzenim bana bir email göndermişti çünkü annem onun için de bir anne gibiydi. Mailin altına küçük bir son söz eklemişti.
Şair ve yazar, Nobel Ödüllü yazar George Bernard Shaw'dan bir alıntıydı. Annem George Bernard Shaw'ı seviyordu. Her zaman ondan alıntı yapardı. Emailde George Bernard Shaw ‘un Muhammed Aleyhisselam hakkında söylediği bir söz vardı. Şöyle: "Eğer biri bu dünyanın dertlerine derman olabilseydi, insanlığın kurtarıcısı Muhammed'den başkası olmazdı.” diyordu Sevgili Kuzenim en alta bunu eklemişti Annem "Bu nedir?" diye sordu. Bana geldi ve "George Bernard'un Muhammed hakkında söylediği bu şeyi biliyor musun?" diye sordu. "Evet" dedim. Herkese "George Bernard 'ın bunu söylediğini duydunuz mu?" diye söyledi. Çok yavaş, yavaş şekilde kapı açılıyordu. Ancak hala Onun Müslüman olmadığını düşünüyordum.
Müslüman değildi. Sonra bana geldi ve "Seninle ciddi bir konuşma yapmam lazım." dedi. "Erkek kardeşine ve kız kardeşine öldüğümde cesedimin yakılmasını istediğimi söyledim. Benim istediğim bu. Bunun senin için zor olacağını biliyorum." dedi. "Sorun değil, istediğin her neyse bu senin isteğin ama bekle bunun nasıl uygulanacağını düşündün mü? Ne olacak?" dedim. "Ne demek istiyorsun?” dedi “Bak, şimdi…" "Eğer bizim evimizde ölürsen ki burada ölmeni isteriz. Yabancı birileri gelecek ve seni alacak." dedim. "Kim onlar?" diye sordu. "Paralı cenaze kaldırıcıları herhalde gelecekler ve seni alacaklar. Kıyafetlerini çıkaracaklar.
Sonra vücudun bozulmasın diye kimyasal sürecekler Sonra saçını, makyajını yapacaklar, sana bir elbise giydirecekler." dedim. Yani "Kim?” Kim bu insanlar?" diye sordum. "Bu süreç, normalde bir hafta veya iki hafta alabilir." dedim Sonra "Ah!" dedi. "Alternatifi nedir?" diye sordu. "Oğulların seni taşıyacak kimse seni görmeyecek her daim itibarın korunacak. Sonra yerel bir merkeze götürüleceksin. Kızların seni yıkayacak. Sade beyaz bir kıyafete sarılacaksın. Bir gün içerisinde hızlıı bir şekilde toprağa gömüleceksin." dedim ona. "İstediğim şey bu." dedi.
"İstediğim şey bu." Elhamdülillah, erkek kardeşime ve kız kardeşime telefon açtı onlar da buna inanamadı çünkü onun İslam'ı sevmediğini biliyorlar. Çünkü: Dini sevmiyor. Şimdi bir sorunum var. Müslüman değil ve benim bir sorunum var. Tamam şimdi ne yapacağımı düşünüyorum. Hepsi kafamın içinde ve benden geçiyordu Şimdi ne yapacağım? Annem Müslüman değil. Müslümanca şekilde gömülmek istiyor. İmama gidip “Lütfen annem için cenaze yap.” diyemem. Müslüman değil. Ne yapacağım? Her şeyi Her şansı zorluyordum. Bu zordu çünkü çok fazla insan ziyarete geliyordu. Herkesin gitmesini istiyordum. Herkesin Çünkü birkaç dakikada bile onunla yalnız şekilde konuşabilirdim.
İlk fırsatımı yakaladım çünkü kendisi bir hemşireydi. İlaçlar favorisiydi. İnsan vücuduna hayret ederdi. Bir gün ona "Vücudun çalışma şeklini ve onun ne kadar inanılmaz olduğunu biliyorsun." dedim. Ve tesadüfen meydana gelmemiş olması mümkün mü sence?" diye sordum. "Evet, sanırım." dedi. "Tamam." dedim ve oradan ayrıldım. Hepsi bu. Bir sonraki gelişimde yine insanlar gelip gidiyordu.
Onun ne kadar yaşayacağını bilmiyordum ve ve bi fırsat lazımdı ve Fırsatı elde ettim Dedim ki "Son konuştuğumuzda yaratıcıdan bahsetmiştik” demiştim "Sence o yaratıcı, bize İsa gibi, İbrahim gibi, Musa gibi, Muhammed gibi ve onlar gibi bize hidayet versin diye iyi ve salih insanlar göndermiş olabilir mi?" diye sordum. Konuyu bu şekilde açmaya çalışıyordum. "Hayır, hayır" diyecek diye çok korkmuştum. "Evet, mümkün olabilir." dedi. kalbimde bu yeterli. Çünkü ona şehadet getirmesini söylersem "Ne, bunu söylemeyeceğim." diyecekti. Sonra sıkışmış hissettim. Kalbimde yeterli olduğunu düşündüm. Elhamdülillah. Annem Allah'a ve Peygamberlere inanıyordu İmama söyleyecektim.
Ve onu artık gömebilicektik Eşime ve oğluma "Elhamdülillah, “Artık Allah’a inanıyor ve Peygamberlerede inanıyor yeterli. “ dedim Ve oğlum bana dediki "Bu yeterli değil" "Bekle." dedim. "Birde ben konuşayım" dedi. Ben de "Hayır, hayır." dedim. “hayır derse o zaman sıkışırız” dedim Merdivenlerden yukarı çıktı. Sanki 5 saattir orada kalmış gibi hissettim. Sağa sola yürüyüp durdum ve oğlum geri geldi. Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. "Ne oldu?" diye sordum. "Bir sorun yok. Şehadet getirdi." dedi. Allah-u Akber. Allah-u Akber. Yani şehadet getirmişti. Arapça şekilde. -Elhamdülillah. Bu, hayatımın en büyük mucizesi. Elhamdülillah bir Müslüman mezarlığına defnedildi. Elhamdüllillah.
Müslüman olduktan sonra yüzleşmek zorunda olduğun en büyük zorluk neydi? Bana göre en büyük problem müzik sektörüne geri dönemeyeceğimi bilmekti Bu benim hayalimdi. Hayatımdı. Kariyerimdi. Bildiğim tek şeydi. Başka bir iş yapmamıştım. Hiçbir zaman başka bir işim olmamıştı. Pizza kuryeliği gibi bazı işler yapmıştım. Pizza kuryesiydim ve biraz da taksi şöforlüğü yaptım. Hepsi buydu. Fakat sahip olduğum tek düzgün kariyer müzik sektörüydü. O zamanlar O zamanlar tekrar bu sektöre giremeyeceğimi biliyordum çünkü işimin büyük çoğunluğu gece kulüplerindeydi.
Bir şekilde geri dönmekten korkuyordum da geri dönmekten korktum çünkü biliyordum ki öyle ya da böyle geri dönersem, Müslümanlığım ölmüş olacaktı. Bunu biliyordum. Benim için en zor şey buydu. Hiçbir deneyimim, niteliğim olmadan yeniden başlamalıydım. Yeni bir kariyer bulmalıydım, ileriye dönük yeni bir yol. Bu zordu. Uzun bir zaman için zordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. İslam'dan önce ve sonra senin için hayatın amacı neydi? İslamdan önce hayattaki amacımda Bir amaç yoktu. İmam bana böyle söylemişti. "rotasız yolculuk" Tam oradasın. Bir hayvandan farksızsın. Bir hayvan ne yapar? Aç hisseder. Ve sonra yemek yer. Tuvalete gitmeye ihtiyaç duyar. Tuvalete gider. Korkar. Ve sonra koşar.
Kızar, bağırır. Nefse karşılık verir. Arzulara karşılık verir. Bir hayvan bunları yapar. Elhamdülillah. Allah, onları bu şekilde yaratmıştır. Problemsiz. Rehbersiz. yaptığımız şey tam bu Biz sadece gelen bir sonraki etkiye cevap veriyoruz. Hayatımda yaptığım şey tamamen buydu. Mutluluğun, zevkin peşinde koşmak. Çevrendekilere, akran baskısına karşılık vermek. Elhamdülillah, İslamla beraber sonsuz bir bakış açısı sahibi oluyorsun. Tuvalete adım atışımı bile etkiliyor bu. Masamın önüne oturma şeklimde bile bir amacım var. Bir amacım Yavaşça oturacak mıyım? Birini rahatsız edecek miyim? Sağ elimle mi yemek yiyeceğim?
Bir amacın var, yönün, anlamın ve bu senin nefsinden gelmiyor; vahiyden ve bir rehberden geliyor. Allah ile özel bir bağın olduğunu, özellikle de seni koruduğunu hissettiğin olağanüstü bir olay yaşadın mı? Evet, elhamdülillah. Seçtiğim bir şeyden değil. Allah’ın sevk etmesiyle. Elhamdülillah. Birçok Müslüman hayır kuruluşu ile çalışma şansına sahip oldum. Her zaman sadaka mucizesini gördüm. Bir hayır yemeğindeydim ve bu yemekte belli bir sebep için bağış toplanıyordu. Bu sebebin ne olduğunu söyleyeceğim. Belli bir miktar para verme niyetindeydim. Belli bir miktar para vermeye hazırlıklı gelmiştim. Bunun bir hayır yemeği olduğunu biliyordum. Eşime "Bak, bu çok benzersiz bir şey.
Bir insanı kurtardığımızı düşün. Aslında evet bir kişiyi kurtarıyoruz. Hadi, daha fazla verelim." dedim. "Tamam, daha fazla verelim." dedi. Niyetlendiğimiz miktarın altı kat fazlasını verdik. Birkaç gün sonra, bir seyahete çıkıyordum. Yeni Zelanda ve Avustralya'da çekim ve hayır işleri yapıyorduk. Sonra geri dönüş yolunda Yeni Zelanda'da turizm amaçlı kullandığımız bir günlük boşluğumuz vardı ve o büyüleyici mağaralara gittik. Maori mağaraları. Oradan geri dönüş yolunda bir kaza yaşandı. Arabadan dışarı fırladım, kapı uçmuştu ve arabadan fırladım. Saatte 100 kilometre hız ve yere ilk çarpan şey kafamdı. Beynim kafamın içinden dışarı çıkıyordu. Kafamın arka tarafı tamamen açıktı.
Yani bu inanılmaz çünkü yol boyu sekmiştim. Yol boyunca… Hemşire ve ambulans geldiğinde orada oturuyordum. Bilincimi kaybetmemiştim. Yolun kenarında oturuyordum. Kafamda battaniye vardı ve Hemşirenin sırtımı açtığını hatırlıyorum. Sırtımdaki bütün deri soyulmuştu. Bir hemşire olarak kaygısız davranmaya çalışıyordu. “Bu biraz acıtacak.” diyordu. Sonra kafamdaki battaniyeyi kaldırdı ve kafamdaki yaraları gördü. Hemen sesi değişti. "Acil ambulans uçak istiyorum. Hemen helikopter istiyoruz. Buraya göndermeniz lazım Ciddi kafa yaralanması var.” dedi Bir helikopter gönderdiler ve bir helikopterin beni alması gerekiyordu. Kaza anından o ana kadar Allah biliyor iyiydim. Kalbim iyi durumdaydı.
Tanıştığım her doktor bana aynı şeyi söylüyordu. Mucizevi bir kurtuluşum olduğunu söylüyorlardı. Hastanedeyken beynimdeki hasarı araştırıyorlardı. Herhangi bir hasar izinin olmadığını söylediler. Kalbimden %100 emindim ki bu mucize Gazze'deki insanlar için düzenlenen Yeni Zelanda ve Avustralya için katıldığım bağış yemeği sebebiyle gerçekleşmişti. 2014 yılıydı ve 2014 Gazze saldırılarını hatırlıyorsunuzdur. Bu bağış yemeği Gazze halkını beyin yaralanmaları yaşadıklarında beyin hasarı oluşmasını önlemek için kullanılacak beyin baskı sensörü içindi. Bağış bunun içindi. Onları korumak içindi. Ben eşime “Bir insanı beyin hasarından kurtardığımızı düşün.” demiştim. Elhamdülillah. Biliyordum.
%100 emindim ki bağışım beni kurtarmıştı. Elhamdülillah. Bu benim sadakamdı. Peygamber (aleyhisselam)'ın seni en çok etkileyen özelliği neydi? İki şey var. Biliyorsun o bir Peygamber kral olabilirdi. Bu onun seçimiydi. Davud aleyhisselam ve Süleyman aleyhisselam gibi olabilirdi. Kral olabilirdi, sarayları olabilirdi ve bu dünyanın sunacağı tüm servete sahip olabilirdi. Hala da Allah'ın sevgilisi olarak kalırdı. Sadece kendi karakteri sebebiyle bu dünyaya dair hiçbir sevgisi ve bağlılığı yoktu Sahip olduğu her şeyi veriyordu. Allah'ın elçisi yoksul kalmak, ve bu dünyada miskinler arasında kalmak için dua etti. "Bu dünyada da ahirette de onlarla beraber olacağım." dedi. Subhanallah.
Bu nasıl bir karakter? Bir insan nasıl bu kadar yakın olur? Subhanallah. Affedersin. Onun merhameti, nezaketi, merhameti. Nasıl olur da üzerine çöp fırlatan insanın yani sağlığı için endişelenebilirsin. Kadın sana çöp atıyor ve sen onun huzuru, sağlığı için endişeleniyorsun. Bir insanın kalbinde nasıl böyle bir şey olabilir? Merhametin, vicdanın böylesi. Nasıl olur da en sevdiğin yani akrabaların sana yakın olan insanlar en iyi arkadaşların işkence görüyor ve öldürülüyor ve sen hiçbir intikam alma hırsı hissetmiyorsun ve hepsini affediyorsun. Subhanallah. Kalbindeki merhamet ve yumuşaklık seviyesi. Subhanallah. Şu an ne tür projeler yapıyorsun? Söylediğim gibi Allah bana nasip etti.
Şu an birçok hayır kurumu ile beraber çalışıyorum. Read Foundation isimli bir kurumda hayır elçisiyim. Eğitim konusunda uzman bir kurum. Suriyeli mültecilerle çalışıyorlar. "Otobüste okul" isimli bir projeleri var çünkü biliyorsun kampta okul yok. Bu yüzden bir otobüs inşa ettiler ve bu aslında bir okul. Otobüs tüm mülteci kamplarında geziyor. Kamplardaki çocuklar için çok güzel bir sınıf ortamı oluşuyor. Elhamdüllilah, böyle bir projelerde yer alıyorum. Ayrıca Islam Channel ile birlikte yakında podcast yapacağız. Elhamdülliah. Bunun için sabırsızlanıyorum. Tam olarak nasıl bir şey olacak üzerinde çalışıyoruz, meraklanıyoruz. Siyer üzerine bir sesli kitap ihtimali de var.
İngilizcesi “The Simple Sirah” olan Birleşik Krallık’ta yazılan bir kitap var. Müslüman olmayan insanların veya dini çok fazla uygulamayan, siyer hakkında çok bilgisi olmayan insanlar için bir sesli kitap hazırlıyoruz ve inşallah beni de bunun için düşünüyorlar yakında yayımlıyacağız Bu projeyi de dört gözle bekliyorum. Elhamdülillah. Son olarak neler söylemek istersin? Elhamdülillah. Bir tavsiye olarak en başta kendime şunu söylerdim temel şeyleri yapmaya devam etmeyi söylerdim. Muhammed aleyhisselam'ın hayatı. İlham almaya ihtiyaç duyduğumuzda onun bir şeyleri nasıl başardığına, çocuklarla nasıl ilgilendiğine, eşleriyle, ailesiyle nasıl ilgilendiğine bir bakmalıyız.
Onun örneğinde ne kadar çok şey öğrenmeliyiz ve bunu geçici bir şey olarak öğrenmemeliyiz. Çalışmalıyız. Öğrenmeliyiz. Okumalıyız. Allah'a doğru, Peygamberi (aleyhisselam)'a yürümek için çaba göstermeliyiz ve sonra Allah bize koşarak gelecektir. Gerçekten kendi hayat deneyimime baktığımda bende de böyle oldu. Allah'a karşı küçük bir adım atarsan, Allah sana koşarak gelir ve zorluk zamanlarında, bunlar nimettir. Allah bu şekilde sizi dürter, dürtecektir. Geri gel, geri gel. Gençler arasında en çok gördüğüm şey şeytanın hileleri.
Kız arkadaşım olduğu için veya esrar içtiğim için veya alkol kullandığım için veya gece kulübüne gittiğim için veya herhangi başka bir şey yaptığım için İslam benim için uygun değil. Yapamam, inancımla dolu olamam ve bunu yapamam. Bu bir yalandır. Hiç kimse daha ileride değildir. Aslında İslam günahkar için vardır, kaybolan kişi için vardır. Hiçbir şeyi olmayan için vardır. Umutsuz olduğunu düşünen kişi için vardır. İslam, bu kişiler için var. Allah, her zaman her zaman oradadır. Yani eğer her şeyi yapamazsan hiçbir şey yapmamazlık etme. Bir şey yap. Ne yapabilirsen yap, kapıyı açık tut bir adım atıyor olsan bile. Bu adımı atmaya devam et inşallah ve Allah onu kolaylaştıracaktır.
Karışık bir aile kökenim var. Çok çok farklı türde çok farklı işler yaptım, çok farklı türde sektörlerde farklı işler yaptım. Elhamdülillah, Allah farklı yönlere sevk etti. İnşallah, umuyorum ki bundan fazlası da bugünkü görüşmede gelecek. İnşallah. -O zamanlar hayatın nasıldı? -O günlerde, herhangi bir şeye inandığımı sanmıyorum. Yani gerçekten çok açık fikirli şekilde yetiştirildik. Babam, İslam’a inanıyordu fakat geleneksel İslam’a inanmıyordu. Yani bizim anlayabileceğimiz türdekine, benim şuan anladığım şekildekine. Annem, fiilen herhangi bir dine inanmıyordu. Aslında önceden İrlanda’lı bir adamla evlenmişti sonra boşandı ve Katolik inancında boşanmaya izin verilmez.
Bu yüzden aforoz edilmişti. Katolik inancından atılmıştı. Sonra babamla tanıştı, insanlar bunu kabul etmedi. Dindar insanlara baktığında ve onları iki yüzlü olarak gördü. Ona göre bunlar her zaman vaaz veriyordu ama uygulamıyordu. Yani gerçek bir inancın olmadığı bir aile ortamında büyüdük. Bize yalnızca iyi karaktere ahlaka ve davranışlara sahip olmamız gerektiği öğretildi fakat dininin bir önemi yoktu. Şimdi geri dönüp baktığımda muhtemelen bir Allah’ın olup olmadığından veya herhangi bir inancın veya herhangi bir şeyin var olup olmadığına dair şüpheye düştüğüm zamanlar olmuştu. Bize gençlik yıllarından bahsedebilir misin? 18 yaşındayken her şeyde başarısız oluyordum.
Bütün okul sınavlarımdan kalıyordum ve yapmak istediğim tek şey müzik sektöründe yapabileceğim şekilde çalışmaktı. ve elhamdülillah, elime bir fırsat geçti. Babam bir iş yapıyordu ve iş yaptığı kişilerden birinin müzik sektöründe birçok tanıdığı vardı. Onunla konuştum ve dedimki “Bak, lütfen.” “Beni sadece içeri al” “Elimden gelen her şeyi yapıcam” “Söz veriyorum, beni sadece kapıdan içeri al” O da biriyle konuştu ve müzik promosyon şirketinde çalışmaya başladım. Çok mutluydum. Dünyanın bana açıldığını hissettim. Bu da inanılmaz bir iş olan bir sonraki işime beni sevk etti.
Çalıştığım şirket Stevie Wonder için bir promosyon yapmak için bir kontrat imzalamıştı ve bunu yürüten asıl kişi proje müdürü beni aradı ve “İşini bırakıp gelip benimle çalışmaya ne dersin?” diye sordu. “İşin ne olduğuna göre değişir.” dedim. Burada Birleşik Krallık’ta Motown Records’a başlıyoruz.” dedi. Bu gerçekleşen bir hayalden daha fazlasıydı. Motown, tarihteki en büyük plak şirketidir. Motown ismine sahip olmak, Motown Records yazılı bir kartvizitin olması, nereye gidersen git o kartı çıkardığında kapıları açacaktır. Ben de Motown Records’un Birleşik Krallıktaki bu yeni versiyonla başlama fırsatına sahip olacaktım. Seni İslam’a yakınlaştıran dönüm noktası neydi?
Bence benim için dönüm noktalarından birisi şuydu. Gerçek manada bir partinin içindeydim. Müzik ve insanlar, herkes oradaydı. Büyük bir partiydi. Amcam yeni Müslüman olmuştu ve Ramazan’dı. Ramazan olduğunu bile bilmiyordum. Amcam geldi, partinin kapısını çaldı ve orada olduğumu biliyordu. Bana seslendi ve "Bu gece camiye gelmeni istiyorum.” dedi. “Arkadaşlarımla beraberim.” dedim. “Amca, lütfen belki başka bir gün gelirim olur mu?” dedim. Fakat “Hayır, bu akşam.” dedi. Tekrar “Gelemem.” dedim. “Seninle tartışmıyorum, sana yapmanı söylüyorum.” dedi. Kadir Gecesi olduğunu bilmiyordum. Beni yerel bir camiye götürdü. O zaman Motown Records’da çalışıyordum. O zamanlarda hayatımın...
sana şöyle söyliyim umduğumdan bile daha iyi gittiğini düşünüyordum. Kunut duasını hatırlıyorum. Ben dahil olmamıştım. Caminin arka tarafında oturuyordum ve o gücü hissettim. Amin, amin, amin… Oraya oturup şunu dediğimi hatırlıyorum “Bak,Rabbim, orada olup olmadığını bilmiyorum. Fakat yaşam tarzımdan vazgeçmiyorum" “Hayatım çok iyi, vazgeçmiyorum.” “Bunu yapmamı istiyorsan O zaman O zaman bir şey yapmalısın. Bana göstermelisin.” dedim. Ondan sonra işler tersine gitmeye başladı. Tersine, tersine ve tersine. Gerçekten aklımı kaçırmaktan korktuğum ana kadar bu böyle devam etti. İşlerimi düzgün şekilde yerine getiremiyordum bile. Çalışamıyordum. Yapamıyordum.
İlişkilerim bozuldu ve her şey kötüye gitti ve kariyerim de kötüye gitti. Her şey kötüye gitti. Bir nevi çöküntü yaşamama sebep olmuş bir kısır döngüydü ve ben kaybolmuştum. Bir gün kuzenlerimden birisi beni aldı ve aynı şeyi yaptı. Aynı şey. Kendisi beni camiye götüren amcamın oğluydu. Beni bir imamla tanışmaya götürmüştü. İmamın bana aynı şeyi söyleyip durduğunu hatırlıyorum. Konuşuyordu, rotasız bir yolculuktan bahsetmeye devam ediyordu. Hareket ettiğimi hissettim ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Hayatın amacının ne olduğunu bilmiyordum. Neyin önemli olduğunu bilmiyordum. Bu iş üzerindeydim ve uyuyakaldım. Sandalyemde uyuyakaldım.
Uyandığımı hatırlıyorum ve kardeşim, açıklamayacağım şekilde bir şey hissettim. Evrenin ortasında hiçbir şey olmadan yüzüyor gibi hissettim. Kim olduğumu, nereye gittiğimi bilmiyordum. Ne olduğunu bilmiyordum. Bu krizi Krizi hissettim. İslam hakkında seni en çok etkileyen şeyler nelerdi? Başlangıçta iki şey beni en çok etkiledi. Birincisi İnsanları gördüğümde… Ailemden, uzak akrabalarımdan dini uygulamayan insanlar biliyordum. Hiçbirisi uygulamıyordu. Daha geniş bir ailede büyümedik. Hiç kimse. Fakat dönüşüm yaşayan insanlara baktığımda her zaman bir tatmin gördüm. Diğer insanların sahip olmadığı bir huzura sahiptiler.
Bu, üzerimde büyük bir etkiye sahipti özellikle de kuzenimi ziyaret ettiğimde. Söylediğim gibi kuzenimin evli ve çocuğu vardı. Parası yoktu ama yine de benden daha mutluydu. Oysa ben müzik sektöründe çok para kazanıyorum Nasıl olabilir bu? İkincisi, benimle konuştuğunda “Evet, ama bu ne alaka?” “Hiç mantıklı değil.” “Tanrı bunu nasıl yapacak?” “Tanrı neden bunu yaptı ve neden peygamber?” diyordum. Bunları soruyordum çünkü inanmak istemiyordum. Cevapları her zaman “Allah, Kur’anda şöyle söylüyor. ” “Peygamber Aleyhisselam şöyle buyurdu.” şeklinde oluyordu. Aklıyla, mantığıyla benimle tartışmıyordu. Her zaman Her dakika doğru cevabı verirdi.
Her zaman Bende “Nasıl her zaman doğru cevabı biliyor?” diye düşünüyordum. Bunun çok etkileyici olduğunu düşünüyordum. Yani kendi fikriyle tartışmıyordu, yalnızca Kur'an ve sünnetten bahsediyordu. Peki hangi olaylar yolunu değiştirmene sebep oldu? Bir anı hatırlıyorum. Her şeyin değiştiği bir andı bu. Tarihi söyleyebilirim. 5 Ekim, 1993. Birkaç arkadaşımla birlikte bardaydım ve bir panik atak geçirdiğimi düşündüm. Aslında daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Bundan kaçmak istedim. Sonra nereye kaçacağımı düşündüm. Gittiğim yerde de aynısını hissedecektim. Sanki yer yarılmış ve beni yutacakmış gibi hissettiriyordu. Arabamı eve sürmeye çalıştım Arabayı eve nasıl sürdüğümü bilmiyorum.
İlk defa dua ettim ve ne dediğimi bilmiyordum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Bu da işin komik tarafı. Bu, benim hayatımın nasıl bir noktada olduğunu gösteriyor. "Rabbim,Allah’ım, Allah’ım, lütfen bana yardım et." dedim ve bir anlaşma yaptım. "Bak, eğer şimdi beni kurtarırsan beni delirmekten kurtarırsan iki haftalığına haram olan her şeyi terk edeceğim." dedim. Bunu söyledim çünkü bundan daha uzun süre ara vermek benim için hayal edilemez bir şeydi. Sonra "Hayır, hayır, hayır, hayır bu yeterli değil." dedim. "Bu, yeterli değil." “Beni kurtarırsan bir ay boyunca haram olan şeylerden uzak duracağım." dedim. "Hayır, hayır, hayır, hayır bu da yeterli değil." "Bu çok uzun, çok uzun." Sonra "Üç hafta.
Evet, bu uygun." dedim. İki veya üç hafta üzerinde karar kıldım. “Eğer şimdi beni kurtarırsan, önümüzdeki üç hafta haram olan her şeyden uzak duracağım. Haram olan hiçbir şeye dokunmayacağım." Bu haramı bırakmaya karar verdiğim ilk gündü. Tabi ki, üç haftadan sonra korkunç durumdaydım. Hala daha iyi hissetmiyordum. Bu yüzden o zamanlarda dua etmeye başladım. Hatta Kur’an’ı bile açtım. Kur'an'ı ilk defa açtığımı hatırlıyorum ve tabi ki bugün bile hayatımın en önemli ayetlerden birisi olan ayeti hatırlıyorum. ’’Fa inna ma'al usri yusran, inna ma'al usri yusra.’’ Yani içinde bulunduğun bu zorluk sona erecek. Sonlanacak. Yalnızca buna buna tutunduğumu hissediyorum.
Her şeyde olduğu gibi bu krizden sonra da bir kolaylık geleceğini söyleyen bu ayete tutundum. İslam'ın %100 doğru olduğuna seni ikna eden şey ne oldu? Dürüst Dürüst olacağım. Çok fazla farklı ideoloji ile iç içe büyürsen tıpkı bizim gibi şimdi bile erkek kardeşim mesela agnostik belki de ateisttir. Kız kardeşim Budist. Üvey babam Yahudi. Üvey annem ateistti. Ve ailemdeki en yakınlarımın birçoğu dindar değildi. Aynı şey en yakın arkadaşlarım için de geçerliydi. Ancak benim için inanç yolcuğu sürekli bir yolculuk. Her zaman imtihan edilirsin ve şeytan her zaman aklına şüphe sokmaya çalışır. Bu yüzden dürüst olabilirim ve yolculuğumun çizgisel olmadığını söyleyebilirim. Her zaman düz olmadı.
Daha fazla. Kafamın içinde yukarı aşağı yukarı aşağı gidiyordu ve İslam'ın doğru şeklini mi uyguluyorum veya gerçekten bu kadar dindar olmama gerek var mı diye sorguladığım kriz dönemlerim her zaman vardı. Ya da belki bu küçük günahlar o kadar da kötü olmayabilir miydi? Ya da bunun gibi şeyler. Fakat her zaman Kur’an vardı. Kuran Nasıl? Nasıl bu kitap mümkün olabilirdi? Nasıl… bu mucizeyi elimizde tutabilirdik? Muhammed aleyhisselam nasıl hepsini bilebilirdi ki? Akıl alır gibi değil , okuması yazması yoktu, eğitimi yoktu. Nasıl olabilir? Yıllar ve yüz yıllar önce tahmin ettiği onca şey Nasıl Nasıl ama nasıl gerçekleşiyordu? Bu nasıl mümkün olabilirdi?
Her zaman Her zaman beni hiç şüphesiz şekilde geri döndüren şey Kur'an'dı. Kur'an hakkında daha çok öğrendikçe bilim, matematik ve bilgisayarlar hakkında daha çok şey öğreniyoruz. Onu daha çok analiz ettikçe Kur'andan daha çok mucizeler ortaya çıkar. Yani şeytan ne zaman yaklaşırsa O zaman "Euzu Billahi Mineşşeytanirracim” diyorum. İnançlı bir Müslüman olurken vazgeçmen gereken son şeyler nelerdi? İlişkimi bitirme kararı aldığım zamandı. İçinde bulunduğum ilişki ve eve geri dönüp ebeveynlerimle beraber yaşamak. Bu bir dönüm noktasıydı çünkü o zaman itibariyle namaz kılıyordum. Oruç tutuyordum. Birçok haramı terk etmiştim. Fakat hala bir ilişkim vardı.
“Ben uyanıp sabah namazı kılıp tekrar yatamam.” diyordum. Bunu artık yapamam. Kafamın içinde büyük neon levhalar var ve bana bunu yapamazsın, bunu yapamazsın, diyor gibiydiler. Ama hala yapıyordum biliyor musun? Fakat hissettiğim şey buydu. Çok, çok açık şekilde hissediyordum ve görmemeye çalışıyordum. Şimdi ise bu benim için çok net. İslam içerisinde yolumu bulmak için %100 kararlıydım. Artık daha fazla haram yok. Bu şeylerden vazgeçmek zorunda kaldım. Benim için bu dönüm noktasıydı. Ailenin ve yakın çevrenin tüm bunlara tepkisi nasıldı? Babam o zamanlar endişeliydi. İslam hakkında endişeli değildi ancak benim aşırıya gitmem konusunda endişeliydi. Annem için ise bu çok çok büyük bir olaydı.
Gerçekten çok büyük Uzun yıllar boyunca ilişkimizi etkiledi. Annem kesinlikle yıkılmıştı. Dindar insanlarla olan deneyimleri hiç iyi değildi. Müslüman, Hristiyan veya ne oldukları fark etmez. Sonuçta zarar gördü. Müslümanlarla tanıştığında ise sıklıkla ona karşı agresif davranıyorlardı ve o çok üzülüyordu. Bana bağırırdı, delirmek üzere olduğumu, hayatımın zayıf bir anında olduğumu ve insanların benden faydalandığını söylerdi. Namaz kıldığımı gördüğünde her daim üzülürdü birisine "selamun aleyküm" dediğimdi duyduğunda “Allahım, aptalca.” derdi. “Çok aptalca” Çok uzun bir süre üzgündü. Annen ile ilişkin nasıl ilerledi? Fikrini değiştirip zamanla İslam'a daha yakınlık hissetti mi?
Bu hayatımın en büyük mucizelerinden birisiydi. Her zaman annem annemin kalbinde bir şey vardı. Dine, inanca, dindar insanlara karşıydı ve gerçekten de bu değişmedi. 15 yıl sonra bile. Eğer namaz kılıyorsam bakıp: “Offf!” diyerek geçip giderdi. Fakat hastalandı. Kanser oldu. Kanserdi. Bu sadece bir tevafuktu. Tamamen tevafuk. Hastaneye onu ziyarete gittim ve yalnızca benle o vardı. Doktor kötü haberle geldiğinde elini tuttu ve "Bazı kötü haberlerim var." gibi bir şey söyledi. Doktora baktı "Ne kadar?" diye sordu. Doktor "Söylemesi zor." dedi. Orada oturuyordum. Aylardan değil haftalardan bahsediyorduk sanırım. Bu şok ediciydi. Anneme "Allah seni affedecek." diyemezdim.
Anneme “Ahiret hayatı, elhamdülillah.” diyemezdim. Anneme "Allah sabrından ötürü seni ödüllendiriyor" diyemezdim. Çünkü inanmıyor. Ne yapabilirim ki? Ne söyleyebilirim? Aile geçmişimizde bir gelenek var hepimizin yolcu olduğuna inanılan bir gelenek. "Bu hayatta biz sadece bir ağacın altında oturuyoruz ve kısa bir moladayız zamanı gelince hepimiz kalkacağız ve yolculuğumuzun devam edeceğiz." dedim. Bana baktı ve "Bunu sevdim." dedi. Bu ona, kalbindeki bir şeye dokundu. Sonra bir sonraki olay gerçekleşti. Maşallah, çok yakın olduğum kuzenim bana bir email göndermişti çünkü annem onun için de bir anne gibiydi. Mailin altına küçük bir son söz eklemişti.
Şair ve yazar, Nobel Ödüllü yazar George Bernard Shaw'dan bir alıntıydı. Annem George Bernard Shaw'ı seviyordu. Her zaman ondan alıntı yapardı. Emailde George Bernard Shaw ‘un Muhammed Aleyhisselam hakkında söylediği bir söz vardı. Şöyle: "Eğer biri bu dünyanın dertlerine derman olabilseydi, insanlığın kurtarıcısı Muhammed'den başkası olmazdı.” diyordu Sevgili Kuzenim en alta bunu eklemişti Annem "Bu nedir?" diye sordu. Bana geldi ve "George Bernard'un Muhammed hakkında söylediği bu şeyi biliyor musun?" diye sordu. "Evet" dedim. Herkese "George Bernard 'ın bunu söylediğini duydunuz mu?" diye söyledi. Çok yavaş, yavaş şekilde kapı açılıyordu. Ancak hala Onun Müslüman olmadığını düşünüyordum.
Müslüman değildi. Sonra bana geldi ve "Seninle ciddi bir konuşma yapmam lazım." dedi. "Erkek kardeşine ve kız kardeşine öldüğümde cesedimin yakılmasını istediğimi söyledim. Benim istediğim bu. Bunun senin için zor olacağını biliyorum." dedi. "Sorun değil, istediğin her neyse bu senin isteğin ama bekle bunun nasıl uygulanacağını düşündün mü? Ne olacak?" dedim. "Ne demek istiyorsun?” dedi “Bak, şimdi…" "Eğer bizim evimizde ölürsen ki burada ölmeni isteriz. Yabancı birileri gelecek ve seni alacak." dedim. "Kim onlar?" diye sordu. "Paralı cenaze kaldırıcıları herhalde gelecekler ve seni alacaklar. Kıyafetlerini çıkaracaklar.
Sonra vücudun bozulmasın diye kimyasal sürecekler Sonra saçını, makyajını yapacaklar, sana bir elbise giydirecekler." dedim. Yani "Kim?” Kim bu insanlar?" diye sordum. "Bu süreç, normalde bir hafta veya iki hafta alabilir." dedim Sonra "Ah!" dedi. "Alternatifi nedir?" diye sordu. "Oğulların seni taşıyacak kimse seni görmeyecek her daim itibarın korunacak. Sonra yerel bir merkeze götürüleceksin. Kızların seni yıkayacak. Sade beyaz bir kıyafete sarılacaksın. Bir gün içerisinde hızlıı bir şekilde toprağa gömüleceksin." dedim ona. "İstediğim şey bu." dedi.
"İstediğim şey bu." Elhamdülillah, erkek kardeşime ve kız kardeşime telefon açtı onlar da buna inanamadı çünkü onun İslam'ı sevmediğini biliyorlar. Çünkü: Dini sevmiyor. Şimdi bir sorunum var. Müslüman değil ve benim bir sorunum var. Tamam şimdi ne yapacağımı düşünüyorum. Hepsi kafamın içinde ve benden geçiyordu Şimdi ne yapacağım? Annem Müslüman değil. Müslümanca şekilde gömülmek istiyor. İmama gidip “Lütfen annem için cenaze yap.” diyemem. Müslüman değil. Ne yapacağım? Her şeyi Her şansı zorluyordum. Bu zordu çünkü çok fazla insan ziyarete geliyordu. Herkesin gitmesini istiyordum. Herkesin Çünkü birkaç dakikada bile onunla yalnız şekilde konuşabilirdim.
İlk fırsatımı yakaladım çünkü kendisi bir hemşireydi. İlaçlar favorisiydi. İnsan vücuduna hayret ederdi. Bir gün ona "Vücudun çalışma şeklini ve onun ne kadar inanılmaz olduğunu biliyorsun." dedim. Ve tesadüfen meydana gelmemiş olması mümkün mü sence?" diye sordum. "Evet, sanırım." dedi. "Tamam." dedim ve oradan ayrıldım. Hepsi bu. Bir sonraki gelişimde yine insanlar gelip gidiyordu.
Onun ne kadar yaşayacağını bilmiyordum ve ve bi fırsat lazımdı ve Fırsatı elde ettim Dedim ki "Son konuştuğumuzda yaratıcıdan bahsetmiştik” demiştim "Sence o yaratıcı, bize İsa gibi, İbrahim gibi, Musa gibi, Muhammed gibi ve onlar gibi bize hidayet versin diye iyi ve salih insanlar göndermiş olabilir mi?" diye sordum. Konuyu bu şekilde açmaya çalışıyordum. "Hayır, hayır" diyecek diye çok korkmuştum. "Evet, mümkün olabilir." dedi. kalbimde bu yeterli. Çünkü ona şehadet getirmesini söylersem "Ne, bunu söylemeyeceğim." diyecekti. Sonra sıkışmış hissettim. Kalbimde yeterli olduğunu düşündüm. Elhamdülillah. Annem Allah'a ve Peygamberlere inanıyordu İmama söyleyecektim.
Ve onu artık gömebilicektik Eşime ve oğluma "Elhamdülillah, “Artık Allah’a inanıyor ve Peygamberlerede inanıyor yeterli. “ dedim Ve oğlum bana dediki "Bu yeterli değil" "Bekle." dedim. "Birde ben konuşayım" dedi. Ben de "Hayır, hayır." dedim. “hayır derse o zaman sıkışırız” dedim Merdivenlerden yukarı çıktı. Sanki 5 saattir orada kalmış gibi hissettim. Sağa sola yürüyüp durdum ve oğlum geri geldi. Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. "Ne oldu?" diye sordum. "Bir sorun yok. Şehadet getirdi." dedi. Allah-u Akber. Allah-u Akber. Yani şehadet getirmişti. Arapça şekilde. -Elhamdülillah. Bu, hayatımın en büyük mucizesi. Elhamdülillah bir Müslüman mezarlığına defnedildi. Elhamdüllillah.
Müslüman olduktan sonra yüzleşmek zorunda olduğun en büyük zorluk neydi? Bana göre en büyük problem müzik sektörüne geri dönemeyeceğimi bilmekti Bu benim hayalimdi. Hayatımdı. Kariyerimdi. Bildiğim tek şeydi. Başka bir iş yapmamıştım. Hiçbir zaman başka bir işim olmamıştı. Pizza kuryeliği gibi bazı işler yapmıştım. Pizza kuryesiydim ve biraz da taksi şöforlüğü yaptım. Hepsi buydu. Fakat sahip olduğum tek düzgün kariyer müzik sektörüydü. O zamanlar O zamanlar tekrar bu sektöre giremeyeceğimi biliyordum çünkü işimin büyük çoğunluğu gece kulüplerindeydi.
Bir şekilde geri dönmekten korkuyordum da geri dönmekten korktum çünkü biliyordum ki öyle ya da böyle geri dönersem, Müslümanlığım ölmüş olacaktı. Bunu biliyordum. Benim için en zor şey buydu. Hiçbir deneyimim, niteliğim olmadan yeniden başlamalıydım. Yeni bir kariyer bulmalıydım, ileriye dönük yeni bir yol. Bu zordu. Uzun bir zaman için zordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. İslam'dan önce ve sonra senin için hayatın amacı neydi? İslamdan önce hayattaki amacımda Bir amaç yoktu. İmam bana böyle söylemişti. "rotasız yolculuk" Tam oradasın. Bir hayvandan farksızsın. Bir hayvan ne yapar? Aç hisseder. Ve sonra yemek yer. Tuvalete gitmeye ihtiyaç duyar. Tuvalete gider. Korkar. Ve sonra koşar.
Kızar, bağırır. Nefse karşılık verir. Arzulara karşılık verir. Bir hayvan bunları yapar. Elhamdülillah. Allah, onları bu şekilde yaratmıştır. Problemsiz. Rehbersiz. yaptığımız şey tam bu Biz sadece gelen bir sonraki etkiye cevap veriyoruz. Hayatımda yaptığım şey tamamen buydu. Mutluluğun, zevkin peşinde koşmak. Çevrendekilere, akran baskısına karşılık vermek. Elhamdülillah, İslamla beraber sonsuz bir bakış açısı sahibi oluyorsun. Tuvalete adım atışımı bile etkiliyor bu. Masamın önüne oturma şeklimde bile bir amacım var. Bir amacım Yavaşça oturacak mıyım? Birini rahatsız edecek miyim? Sağ elimle mi yemek yiyeceğim?
Bir amacın var, yönün, anlamın ve bu senin nefsinden gelmiyor; vahiyden ve bir rehberden geliyor. Allah ile özel bir bağın olduğunu, özellikle de seni koruduğunu hissettiğin olağanüstü bir olay yaşadın mı? Evet, elhamdülillah. Seçtiğim bir şeyden değil. Allah’ın sevk etmesiyle. Elhamdülillah. Birçok Müslüman hayır kuruluşu ile çalışma şansına sahip oldum. Her zaman sadaka mucizesini gördüm. Bir hayır yemeğindeydim ve bu yemekte belli bir sebep için bağış toplanıyordu. Bu sebebin ne olduğunu söyleyeceğim. Belli bir miktar para verme niyetindeydim. Belli bir miktar para vermeye hazırlıklı gelmiştim. Bunun bir hayır yemeği olduğunu biliyordum. Eşime "Bak, bu çok benzersiz bir şey.
Bir insanı kurtardığımızı düşün. Aslında evet bir kişiyi kurtarıyoruz. Hadi, daha fazla verelim." dedim. "Tamam, daha fazla verelim." dedi. Niyetlendiğimiz miktarın altı kat fazlasını verdik. Birkaç gün sonra, bir seyahete çıkıyordum. Yeni Zelanda ve Avustralya'da çekim ve hayır işleri yapıyorduk. Sonra geri dönüş yolunda Yeni Zelanda'da turizm amaçlı kullandığımız bir günlük boşluğumuz vardı ve o büyüleyici mağaralara gittik. Maori mağaraları. Oradan geri dönüş yolunda bir kaza yaşandı. Arabadan dışarı fırladım, kapı uçmuştu ve arabadan fırladım. Saatte 100 kilometre hız ve yere ilk çarpan şey kafamdı. Beynim kafamın içinden dışarı çıkıyordu. Kafamın arka tarafı tamamen açıktı.
Yani bu inanılmaz çünkü yol boyu sekmiştim. Yol boyunca… Hemşire ve ambulans geldiğinde orada oturuyordum. Bilincimi kaybetmemiştim. Yolun kenarında oturuyordum. Kafamda battaniye vardı ve Hemşirenin sırtımı açtığını hatırlıyorum. Sırtımdaki bütün deri soyulmuştu. Bir hemşire olarak kaygısız davranmaya çalışıyordu. “Bu biraz acıtacak.” diyordu. Sonra kafamdaki battaniyeyi kaldırdı ve kafamdaki yaraları gördü. Hemen sesi değişti. "Acil ambulans uçak istiyorum. Hemen helikopter istiyoruz. Buraya göndermeniz lazım Ciddi kafa yaralanması var.” dedi Bir helikopter gönderdiler ve bir helikopterin beni alması gerekiyordu. Kaza anından o ana kadar Allah biliyor iyiydim. Kalbim iyi durumdaydı.
Tanıştığım her doktor bana aynı şeyi söylüyordu. Mucizevi bir kurtuluşum olduğunu söylüyorlardı. Hastanedeyken beynimdeki hasarı araştırıyorlardı. Herhangi bir hasar izinin olmadığını söylediler. Kalbimden %100 emindim ki bu mucize Gazze'deki insanlar için düzenlenen Yeni Zelanda ve Avustralya için katıldığım bağış yemeği sebebiyle gerçekleşmişti. 2014 yılıydı ve 2014 Gazze saldırılarını hatırlıyorsunuzdur. Bu bağış yemeği Gazze halkını beyin yaralanmaları yaşadıklarında beyin hasarı oluşmasını önlemek için kullanılacak beyin baskı sensörü içindi. Bağış bunun içindi. Onları korumak içindi. Ben eşime “Bir insanı beyin hasarından kurtardığımızı düşün.” demiştim. Elhamdülillah. Biliyordum.
%100 emindim ki bağışım beni kurtarmıştı. Elhamdülillah. Bu benim sadakamdı. Peygamber (aleyhisselam)'ın seni en çok etkileyen özelliği neydi? İki şey var. Biliyorsun o bir Peygamber kral olabilirdi. Bu onun seçimiydi. Davud aleyhisselam ve Süleyman aleyhisselam gibi olabilirdi. Kral olabilirdi, sarayları olabilirdi ve bu dünyanın sunacağı tüm servete sahip olabilirdi. Hala da Allah'ın sevgilisi olarak kalırdı. Sadece kendi karakteri sebebiyle bu dünyaya dair hiçbir sevgisi ve bağlılığı yoktu Sahip olduğu her şeyi veriyordu. Allah'ın elçisi yoksul kalmak, ve bu dünyada miskinler arasında kalmak için dua etti. "Bu dünyada da ahirette de onlarla beraber olacağım." dedi. Subhanallah.
Bu nasıl bir karakter? Bir insan nasıl bu kadar yakın olur? Subhanallah. Affedersin. Onun merhameti, nezaketi, merhameti. Nasıl olur da üzerine çöp fırlatan insanın yani sağlığı için endişelenebilirsin. Kadın sana çöp atıyor ve sen onun huzuru, sağlığı için endişeleniyorsun. Bir insanın kalbinde nasıl böyle bir şey olabilir? Merhametin, vicdanın böylesi. Nasıl olur da en sevdiğin yani akrabaların sana yakın olan insanlar en iyi arkadaşların işkence görüyor ve öldürülüyor ve sen hiçbir intikam alma hırsı hissetmiyorsun ve hepsini affediyorsun. Subhanallah. Kalbindeki merhamet ve yumuşaklık seviyesi. Subhanallah. Şu an ne tür projeler yapıyorsun? Söylediğim gibi Allah bana nasip etti.
Şu an birçok hayır kurumu ile beraber çalışıyorum. Read Foundation isimli bir kurumda hayır elçisiyim. Eğitim konusunda uzman bir kurum. Suriyeli mültecilerle çalışıyorlar. "Otobüste okul" isimli bir projeleri var çünkü biliyorsun kampta okul yok. Bu yüzden bir otobüs inşa ettiler ve bu aslında bir okul. Otobüs tüm mülteci kamplarında geziyor. Kamplardaki çocuklar için çok güzel bir sınıf ortamı oluşuyor. Elhamdüllilah, böyle bir projelerde yer alıyorum. Ayrıca Islam Channel ile birlikte yakında podcast yapacağız. Elhamdülliah. Bunun için sabırsızlanıyorum. Tam olarak nasıl bir şey olacak üzerinde çalışıyoruz, meraklanıyoruz. Siyer üzerine bir sesli kitap ihtimali de var.
İngilizcesi “The Simple Sirah” olan Birleşik Krallık’ta yazılan bir kitap var. Müslüman olmayan insanların veya dini çok fazla uygulamayan, siyer hakkında çok bilgisi olmayan insanlar için bir sesli kitap hazırlıyoruz ve inşallah beni de bunun için düşünüyorlar yakında yayımlıyacağız Bu projeyi de dört gözle bekliyorum. Elhamdülillah. Son olarak neler söylemek istersin? Elhamdülillah. Bir tavsiye olarak en başta kendime şunu söylerdim temel şeyleri yapmaya devam etmeyi söylerdim. Muhammed aleyhisselam'ın hayatı. İlham almaya ihtiyaç duyduğumuzda onun bir şeyleri nasıl başardığına, çocuklarla nasıl ilgilendiğine, eşleriyle, ailesiyle nasıl ilgilendiğine bir bakmalıyız.
Onun örneğinde ne kadar çok şey öğrenmeliyiz ve bunu geçici bir şey olarak öğrenmemeliyiz. Çalışmalıyız. Öğrenmeliyiz. Okumalıyız. Allah'a doğru, Peygamberi (aleyhisselam)'a yürümek için çaba göstermeliyiz ve sonra Allah bize koşarak gelecektir. Gerçekten kendi hayat deneyimime baktığımda bende de böyle oldu. Allah'a karşı küçük bir adım atarsan, Allah sana koşarak gelir ve zorluk zamanlarında, bunlar nimettir. Allah bu şekilde sizi dürter, dürtecektir. Geri gel, geri gel. Gençler arasında en çok gördüğüm şey şeytanın hileleri.
Kız arkadaşım olduğu için veya esrar içtiğim için veya alkol kullandığım için veya gece kulübüne gittiğim için veya herhangi başka bir şey yaptığım için İslam benim için uygun değil. Yapamam, inancımla dolu olamam ve bunu yapamam. Bu bir yalandır. Hiç kimse daha ileride değildir. Aslında İslam günahkar için vardır, kaybolan kişi için vardır. Hiçbir şeyi olmayan için vardır. Umutsuz olduğunu düşünen kişi için vardır. İslam, bu kişiler için var. Allah, her zaman her zaman oradadır. Yani eğer her şeyi yapamazsan hiçbir şey yapmamazlık etme. Bir şey yap. Ne yapabilirsen yap, kapıyı açık tut bir adım atıyor olsan bile. Bu adımı atmaya devam et inşallah ve Allah onu kolaylaştıracaktır.