Towards Eternity
Bloga dön

İslam Karşıtı Kitap Yazarken Müslüman Oldu! - Hollanda'lı Eski Milletvekili Joram Van Klaveren

Yayınlanma tarihi

YouTube'da izle

İslam karşıtı bir kitap yazmaya nasıl ve neden karar verdiniz? Hayatınız inanç açısından nasıldı? Neye inanıyordunuz? İslam hakkında sarf ettiğiniz ağır ve sonradan sizi en çok pişman eden ifade nedir? Müslüman olduğunuzda etrafınızdaki insanların tepkisi ne oldu? Kendi kendime İslam'ın bir yalan olduğunu söylüyordum. İslam bir tehlikeydi bana göre. 2000'den fazla ölüm tehdidi aldım. Ve sonunda İslam karşıtı bir kitap yazmaya karar verdim. Tanrım, bana bir işaret ver ki bunun doğru yol olduğunu %100 bileyim. Bunun için iki gün uyuyamadım. Bunu kabul edemezdim. Çok, çok garipti.

Esselamu Aleykum, Joram Bey Davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz ve sizi aramızda görmekten mutluluk duyuyoruz. Önce size şunu sormak istiyorum, Joram kimdir? Ve aleyküm selam Davetiniz için çok teşekkür ederim. Burada olmak benim için büyük bir onur. Joram Van Klaveren 23 Ocak'ta doğdu 1979 yılında, Amsterdam'da, oldukça sıradan bir ailede babası, annesi, erkek kardeşi kız kardeşi, bir de kedileri ile. Amsterdam'da doğdum ve orada büyüdüm. Protestan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Liseyi bitirdikten sonra, Karşılaştırmalı Dinler okudum. Birkaç yıl öğretmenlik yaptım. Hollanda'da pek çok şey olmuştu o zamanlarda, özellikle de benim hayatımda.

Ayrıca, büyük resme baktığımda, İslam söz konusu olduğunda, Özgürlük Partisi için siyasi olarak aktif oldum. Parlamento üyesi oldum ve sonunda İslam karşıtı bir kitap yazmaya karar verdim, İslam karşıtı bir kitap olarak başlayan bu kitap Yaratıcıyı aramam ve benim Müslüman olmamla sonuçlandı. Hayatınız inanç açısından nasıldı? Neye inanıyordunuz? Müslüman olmadan önce, Reform Kilisesi'nden Protestan bir Hristiyandım. İncil'den okuyoruz. Hepimizin İncil'den gelme isimleri var. Hepimiz vaftiz edildik, kiliseye gittik, vs. Yani bu anlamda oldukça Hristiyandık. Elbette bir yaratıcının var olduğuna inanıyorum. Cennete ve cehenneme inanırım, Meleklerin vahiylerine inanırım.

Ve tabii ki Hıristiyanları Müslümanlardan ayıran şey inanıyorum ki İsa Mesih Tanrı'nın Oğlu'ydu, ve daha felsefi bir şekilde, Elbette O'nun Tanrı'nın kendisi olduğuna inanıyordum, Dirilişe inandım. ve tabii ki, İsa'nın çarmıha gerilmesi ve kefarete inandım. Ama Teslis çok karmaşık bir kavram olduğu için, İster inanın ister inanmayın, yine de çok karmaşık, çünkü eğer İncil'de bir Tanrı varsa, Tanrı'nın ebedi olduğunu söylüyor, ama eğer siz ebediyseniz ve aynı zamanda ölürseniz, Aynı anda hem ebedi hem de ölümsüz olamazsınız. Böyle şeyleri sorgulamaya başladım, çok da mantıklı gelmiyordu. Bu biraz daha büyüdüğümde, 16-17 yaşlarındayken yaptığım bir şeydi.

Pek çok rahip, vaiz ve hatta hahamla konuştum. Aldığım cevaplar da pek tatmin edici değildi. Bu benim için işi biraz karmaşık hale getirdi. Ve sonunda bu gibi şeyler hakkında bazı şüphelerim oldu. Ama dedim ki, bunları bir kenara koy. ve bir yargıç gibi düşündüm, sadece inandım. Belki de işin aslını anlayacak kadar zeki değilim. Ve hala Tanrı'ya inanıyordum. Ben hâlâ İsa'nın çok önemli bir kişi olduğuna inanıyorum. Onun Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyorum. Ama tam olarak nasıl olduğunu, olduğu gibi bıraktım. İslam karşıtı bir kitap yazmaya nasıl ve neden karar verdiniz? Liseden sonra üniversiteye gittim. ve Karşılaştırmalı Din dersi aldım.

Ve dikkat çekici olan şey, Sanırım, bu benim ilk günümdü. üniversiteye gittiğimde tarih 11 Eylül 2001'di, Tamam, demiştim. Bu Müslümanlar biraz kafayı yemişler ve bu din hakikat değil. Birkaç yıl sonra Hollanda'da bir adam vardı. Theo Van Gogh. Ünlü bir film yapımcısıydı ve sokak ortasında öldürüldü. Vurularak. ve boğazını kesmeye çalıştılar. Karnına üzerinde bir harf olan bir bıçak koydular. başka bir kız için, Ayaan Hirsi Ali. Ve bu “sıra sende” anlamına geliyordu. Ve bu olay İslam karşıtı duygularımı öyle bir güçlendirdi ki Dedim ki kendime, “Bir şeyler yapmak için politik olarak aktif olmalıyım ve bu kötülüğün ülkemize zarar vermesinin önüne geçmeliyim.

Yani siyasete İslam yüzünden başladınız. Ve bunun gerçekten İslam'la ilgisi vardı. Bir kitap yazmak istememin nedeni buydu. İslam'ın dünya için neden bir tehlike olduğunu insanlara açıklamak için. Kitabımı yazarken. Daha önce de bahsettiğim Hristiyanlıkla Alakalı sorularım ve şüphelerim yeniden yüzeye vurdu. Ve tabii ki bu hakikatle ilgiliydi, Çünkü ben inançlı bir Hristiyandım. ve işin sonunda Hristiyanlıkla ilgili sorularım İslami tarafından cevaplanmıştı. Kitabı yazmaya başladığımda, Birçok insan bunun siyasi bir kitap olduğunu düşünüyordu, ama içinde siyasetle alakalı pek bir şey yoktu. Dini bir kitaptı çünkü insanlara İslam’ın bir din olarak neden tehlikeli olduğunu.

Ve bunu bir Hristiyan bakış açısıyla yazdım. Yani başlarda, Hristiyanların yaratıcı konsepti ve Müslümanların yaratıcı konsepti arasında karşılaştırma yapıyordum. Ama Teslis hakkında şüphelerim için ve de İslam'da tevhidi, Allah'ın birliğini gördüğüm için, İslam kulağa daha mantıklı geldi. Sonra düşündüm taşındım ve İncil'i tekrar okudum. Göreyim diye, hafızamı tazeleyeyim diye. Tamam, şimdi, neden İslam’daki kavram, Tevhid kavramı, Hristiyanlık’taki kavram değildir. Eski Ahit'i okurken Eski Ahit peygamberlerinin ne dediğini gördüm tek bir ilah, tek bir ilah, tek bir ilah olduğunu söylediler. Sonra dedim ki, Sadece İsa Mesih'in Yeni Ahit’teki sözlerine bakacağım.

Ve Yeni Ahit'te şöyle bir hikaye vardır Bir adam İsa'ya gelir ve ona sorar, Hayattaki en önemli şey nedir? Cenneti nasıl kazanabilirim? O da cevaplar, "İki şey var Ey İsrailoğlu, senin Tanrın birdir diyor, ve kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız komşunuza da öyle davranın. Ben de düşündüm ki, İsa Mesih bile bunu diyor. Ey İsrailoğlu, senin Tanrın birdir. Ben de düşündüm ki, tüm bu İslami Tanrı kavramı daha mantıklı geliyor. Ve aynı konsepti Eski Ahit’te de Yeni Ahit’te de bulmuştum. Ve biliyordum ki Hristiyanlık bir din olarak başka bir şey söylüyor. Benim İncil'de bulduğum Tanrı kavramı bu değil.

haftalar ve haftalar süren araştırmalardan ve her türlü kitabı okuduktan sonra Kendi kendime dedim ki, tamam, Belki de bu, Tanrı'nın tek olması olayı doğrudur. İşte böyle başladı. Araştırmanızı yaparken hangi kaynakları kullandınız? Şok olduğumdan ötürü o aralar, Birkaç bilen kişiye yazmaya başladım bu dini konularda. Ve yazdığım kişilerden biri Şeyh Abdul Hakim Murad'dı, Cambridge Üniversitesi'nden bir profesör. Ama o zamanlar siyasetçi olduğumdan ötürü, bir bakıma tuhaftı. Yine de İslam karşıtı bir amaçla İslam karşıtı bir kitap yazıyordum. Ben de başka bir ülkeden olan bu Müslüman profesöre soruyorum, Bana yardım edebilir misiniz? Ona bir kitap yazacağımı söyledim. Bir sürü sorum var.

Bu yüzden çok açık bir şekilde neden İslam'ın neden terörizmi desteklediğini, neden kadın karşıtı olduğunu, neden Hıristiyan karşıtı olduğunu, her neyse. Ve sanırım altı hafta sonra, bana çok kapsamlı bir e-posta gönderdi ve açıklamaya başladı doğrudan, birçok soruma cevap verdi. Ama aynı zamanda bana dedi ki, bu makaleyi okumalısın. şu kitabı oku, bu kitabı oku, şu kişiye sor. Bu yüzden açıklama tarzı çok kapsamlıydı. Ama sonunda, tüm bu kitapları ve makaleleri okuduktan sonra ve bir karşılaştırma yaptı Eski Ahit'teki peygamberler ve Hz. Muhammed (s.a.v.) arasında. Ve onların peygamber olduğunu ama Hz. Muhammed’in olmadığını iddia edebilmek için bir argümanım kalmamıştı.

Ve kendi kendime düşündüm ki, Musa'yı bu gerekçelerle kabul eder ve Peygamber Efendimizi kabul etmezsem o zaman burada başka bir şey var. Neden bir peygamber olmasın ki diye düşündüm. Belki de çok eşli olduğu içindir diye düşündüm. Ama yine de, Hz. Süleyman'a baktığınızda ya da Hz. Davut'a, Hz. İbrahim'e Eski Ahit'te birçok çok eşli insan vardır. Ve dini kitapların dışına baktığınızda bile Avrupa'da, Afrika'da, Asya'da, her yerde kültürel olarak, çeşitli nedenlerle birden fazla eşi olan erkekler vardı. Ben de dedim kendi kendime, bu da bir neden olamaz artık. Bütün bu nedenler teker teker eksildi.

Sonunda itiraf etmem gerektiğini düşündüm, onların hepsi peygamber değil, ama bu dediğime de pek inanmadım çünkü düşündüm ki, yaptıkları şeyler, söyledikleri, gerçekleşen mucizeler vs. Bunlar doğrulanmıştır. Sonra dedim ki, Öyleyse peygamberlerdir. belki de Hz. Muhammed (s.a.v.) de bir peygamberdir. Bu yüzden şüpheleniyordum. Başlarda düşünüyordum ki, yani bu adam -haşa- deccal Geçmişte olanlardan dolayı düşünüyordum. Sonra dedim ki, belki de o kadar kötü değildir, ama o bir peygamber değil. Ve sonunda belki de o da bir peygamberdir diye şüphe etmeye başladım. Bu sonuca varmam, elbette, bir sürü kitap okumamı gerektirdi.

Ve Abdul Hakim Murad’ın söylediği çok akıllıca bir şey vardı: “İslam karşıtlığı ile ilgili okuduğunuz kitaplar argümanlar gayrimüslimler tarafından yazılmıştır. Hristiyanlık hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsan, ateistlerin kitaplarını okumazsın. Hristiyanların kitaplarını okursun. Buna neden inanıyorlar? Argümanları nelerdir? Bu yüzden aynı şeyi İslam için de yapmalısınız. Öyleyse okumaya başlayın. İslam öğretmenlerinden, İslam alimlerinden, İslami kitaplardan, vs. Kitaplardan öğrendiklerinizle Müslümanlardan duyduklarınızı karşılaştırın.

O kitaplarla gayrimüslimlerin İslam karşıtı kitaplarını da karşılaştırın, nerede yanlış yola saptıklarını ve kelimeleri bazen yanlış tercüme ettiklerini görebilirsiniz. Belki de bazen kasten değil de, sırf bir şeylerin eklendiğini, bir şeylerin de çıkarıldığını bilmedikleri için, yani sonunda bir de bakmışsınız tüm bu saçmalıklar yüzünden yaratılmış bambaşka bir din var elinizde. Ve ben de öyle yaptım. Peygamber'in hayatıyla alakalı da yaptığım buydu, Martin Links'in bir kitabını okudum “Peygamberin Hayatı” En eski kaynaklara dayanır. Sonradan Müslüman olmuş biri tarafından yazılmıştır.

Ve onun mantık yürütme şekli, onun anlatım tarzı bana çekici geldi Çünkü kültürel açıdan bana benzer geliyor. Bir konuya nasıl yaklaşmalıyım, vs. Ve O’nu ilk kez o zaman tanıdım, bir savaş lordu olarak değil, Çünkü aklımdaki resim buydu. Ama ben onu bir baba olarak gördüm. Onu bir arkadaş, bir öğretmen ve çok daha fazlası olarak gördüm. Ve evet, Onun karakterindeki kişiyi gördüm. Sonra dedim ki, "Çok şey söyleyebilirim ama iyi biri olduğunu söyleyemem. Karakteri beni daha fazla okumaya, daha fazlasını ve daha fazlasını bilmeyi istemeye ikna etti. Araştırmanızı yaparken sizi en çok şaşırtan şey neydi? Hint hakkındaki hikaye.

Bir şeyler olmuştu bana, bir ışık yanmıştı, değişmem gerektiğini hissettim. Ve bunun sebebi Hint, düşmanlardan birinin karısıydı, Ebu Süfyan’ın yani. Hamza (r.a)'ı öldürtmek için para verdi Ve savaş alanında da böyle oldu. Peygamber’in en sevdiği amcası. Öldürüldü. Kulaklarını aksesuar olarak kullanıp geçit töreni bile yaptılar. burnunu kesmişlerdi ve dahası. Bu yüzden Peygamber elbette olanlardan dolayı çok üzgündü. Ve yıllar yıllar sonra, güç sahibi biri haline geldi. Mekke'de iktidara geldi. Ve sonra Hint vardı. Kitabı okuyordum ve düşündüm ki, Tamam, şimdi bu kadın ya çarmıha gerilecek ya da elleri falan kesilecek. Ama O sadece "Şu anda ona bakamam." diyor, ama herkes affedildi.

Ve eğer burada kalmak, Müslümanların arasında yaşamak istiyorsan, bu mümkün. Bunu istemiyorsan, gidebilirsin. Ancak artık kan dökülmeyecek. kendi kendime onun affedildiğini düşündüm. Eğer bir akrabanı öldüren birini affedebiliyorsan, Onun kulaklarını diğer uzuvlarını aksesuar olarak kullanıp Geçit töreni yapan birini affedebiliyorsan yani nasıl diyebilirim ki? Bu muhteşem bir karaktere sahip olduğunuz anlamına geliyor. Bu çok özel bir şey. Görülmemiş bir şey. Ve onun yaptığı da buydu. Kendi kendime düşündüm, gerçekten özel bir adamdı. Ve bunu gördüğümde düşündüm ki, Onun bir peygamber olduğuna dair argümanlarım şunlar. Onun karakterini, diğer insanlara nasıl davrandığını görüyorum.

Düşmanlarına nasıl davrandığını görüyorum. Bence o bir peygamber. Ama sonra kendi kendime düşündüm, bu korkunç, Çünkü ben zaten Tanrı'nın birliğini kabul ediyorum. Şimdi de O'nun bir peygamber olduğunu söylüyorum. Eğer size tek bir Tanrı var Muhammed (s.a.v.) onun peygamberidir dersem, şehadettir bu. Ben de kendi kendime, tamam, kitapları bir kapatalım, bir duralım dedim. Bu yanlış yöne gidiyor. Ve tabii ki artık o kadar da İslam karşıtı değildim. Okuduklarım, gördüklerim ve yaşadıklarım yüzünden. Şimdi sana anlattıklarım kulağa biraz masal gibi gelmiştir ama neticede bu yaşandı.

Masada bir sürü kitap vardı, ve "Evet, tamam." hissine kapıldığımda, Bu bir bakıma şehadettir, dedim, Bütün kitapları kaldırdım. ve kitapları yüksek bir rafa koydum. ve o kadar çok kitap vardı ki bir sürü kitap raftan düştü. Raftan düşen kitaplardan biri de Kur'an'dı. Ve onu elime aldığımda, Elim bir sayfanın üzerindeydi, Sure 22, Ayet 46 "Kör olan gözler değil, kalplerdir." diyor. Ve kendi kendime düşündüm, bu gerçekten benim sorunum. Çünkü sorun gözler değildi Yazdıklarımı gerçekten kendim de görebiliyordum. Kimse beni bu kitabı yazmaya zorlamadı. Kimse şunu ya da bunu yazmalısın demedi.

Kendim yazmaya başladım ve bunu kendi gözlerimle görebiliyordum, ama hala O’nun peygamber olduğunu söylediğimi kabullenememiştim. Bir türlü kabullenemedim. Yani kör olan gözlerim değildi. Gerçekten kalbimdi. Bunu kabul edemezdim. Sanırım nefsim ya da egom ne olursa olsun, bunu kabulenemedim. Ben de dedim ki, Tanrım, İncil'deki ya da Kur'an'daki Tanrı olması umurumda değil, Bana bir işaret falan ver ki %100 emin olayım. Biliyorum, yol bu. Ve yatağa gittim. Ama uyandığımda kendimi çok güvende hissediyordum. Kendimi gerçekten çok güvende hissediyordum. Başka hiçbir konuda bu kadar güvende hissetmemiştim. Tüm kaygılarım ve kuşkum Yani bütün güneş altında kar gibi eridi gitti.

Ve kendi kendime dedim ki, sanırım ben bir Müslümanım. Sonra da tabii ki diğer insanlara anlatmak zorunda kaldım. Etrafınızdaki insanların tepkisi ne oldu? Ne zaman Müslüman oldunuz? Selamün aleyküm, kardeşlerim. Bu videoyu izleyenlerin %80'inin kanala abone olmadığını gördük. Bildiğiniz gibi, bi̇z kar amacı gütmeyen bi̇r kuruluşuz ve videolarımızda reklamları devre dışı bırakıyoruz Yani bunu istememizin tek nedeni hakikati yaymak. Küçük bir hareket gibi görünebilir ama İnşaAllah Birçok kişinin hidayetine vesile olabilir. Şimdi abone ol butonuna basın ve birlikte yürüyelim Sonsuzluğa Doğru Etrafınızdaki insanların tepkisi ne oldu? Ne zaman Müslüman oldunuz? Çoğu çok olumsuzdu.

Tabii ki, birçok insan için, Özellikle de bazı amcalarım ve teyzelerim için, bu bir tür şoktu. Haberlerde duydular. Anneme söyledim ve annem ağlamaya başladı. ve karım oldukça açıktı. Bu durumla ilgili bir sorunu yoktu. Hatta şey demişti. Kalbinde olan, gerçekten inandığın şey İslam ise ben kim oluyorum ki? Ve eski işimden bazı insanlar gerçekten agresifti. beni destekleyen insanlardan 2000’den fazla ölüm tehdidi aldım. Bana oy verenlerden. İnsanlar akılalmaz derecede korkunç şeyler söyledi. Karına tecavüz edeceğiz, seni vuracağız, çocuklarınızın hangi okula gittiğini biliyoruz, bunun gibi şeyler. Ve tabii ki bunların çoğu saçmalık. klavye delikanlılarından başka bir şey değillerdi.

Baya kaotik bir dönemdi açıkçası. Yani biraz telaşlandırıcı bir zamandı. ve tabii ki iştekilere anlatmak zorundaydım, bir Hristiyan organizasyonu, lidere söyledim ve dedi ki, inanamıyorum. radyoda belirli konular hakkında konuştuğunuzda bir değişiklik sezmiştim. Biraz daha ılımlı, yani daha yumuşak yaklaşıyordun İslam’a, ama Müslüman olman… Müslüman olduğumu ona söyledikten sonra iki gün uyuyamadığını söyledi. Olanları idrak edemiyordum, her şey çok tuhaftı. Ama benim için en zor kısım dedeme söylemekti. Çünkü kendisi ölüyordu. 93 ya da 94 yaşındaydı, ve evinde ölüm döşeğindeydi. Ona söylemek zorundaydım ve annem de zaten bana dedene söylemek zorundasın dedi çünkü onun babasıydı.

O zaman benimle gel dedim. Kalkanım gibiydi o an. Dedim ki, "Dede, ben Müslüman oldum. Ve sonra gözlerini kapattı kendisi. Çok yaşlı olduğu için nefes almayı bıraktığını düşündüm. Bir süre nefes almayı gerçekten bıraktı. Sonra tekrar nefes almaya başladı. Bana baktı ve şöyle dedi, “En azından Katolik olmamışsın.” Bu yüzden çok komik, Son olarak, radyodaki eski “patronum”, dedi ki, Peki, bir gün Hindu ya da öbür gün başka bir şey olmayacağını nereden bileceğiz? Ben de ona dedim ki, ben hiçbir zaman bir din seçmedim. Bir kere Müslüman oldum ve bu kadar. Ondan önce dinimi ben seçmedim. Hristiyan bir ailede doğdum. Hristiyan bir şekilde yetiştirildim.

Ve bana sağladığı tüm iyi şeyler için de minnettarım. Ama bu benim kararım değildi. Ve karar verdiğim tek sefer de Müslüman olmamdı. Ve dediğim gibi Verdiğim en önemli ve en en mantıklı karar buydu Ben asla bir karar almak için yılar boyu beklemedim Müslüman olma kararım hariç. Ama ilk namazını kıldığında nasıl hissettin? Elbette çok güzel bir andı, ama çok da garipti, Çünkü bir Hristiyan olarak böyle dua etmeye alışık değilsiniz. Ellerini birleştirip dua ediyorsunuz. ve diz çöküyorsunuz bazen banyonun önünde falan. Ama Allah’a secde etmenin gerçekten çok güzel bir şey olduğunu düşünüyorum. Böylece Rabbiniz için gerçekten en derin şekilde eğilmiş oluyorsunuz.

Bence bu nefsi öldüren ve insana çok iyi gelen bir şey. Ve evet, bu beni çok mutlu hissettirdi. Müslüman olduğunuzda başınıza gelen en büyük üç zorluk nelerdi? Müslüman olmam elbette büyük bir zorluktu çünkü dünyaya, aileme vs. anlatmak zorundaydım ve bu cidden zordu. Müslüman olmamın çok zor olacağını düşünme sebeplerimden biri Protestan bir Hristiyan olarak dini açıdan yapmanız gereken çok bir şey yok ama bir Müslüman olarak günde beş vakit namaz kılmanız gerekiyor günde Belli bir şekilde yemek yemek gerekiyor. Belli bir şekilde düşünmek gerekiyor. Yaratıcınızla olan ilişkiniz ve günde beş kere namaz kılmanız gerektiği gerçeğinden ötürü her an iyi biri olmak zorundasınız.

Çünkü namaz bir bakıma sürekli olarak Yaratıcı’yı hatırlatıyor. Bu da hristiyanlığa kıyasla yaratıcı hakkında seni daha fazla şuur sahibi yapıyor. En azından benim için böyle. Ve kendi kendime düşünüyordum, günde beş kere namaz kılmak mı? Yapamam, çok zor, ama yapmalıyım. Bu da olayı kafamda baya zorlaştırdı. Ama Müslüman olduktan sonra hiç de zor olmadı. Çocuklarınızı Müslüman olarak mı yetiştiriyorsunuz? Yani tabii ki o yönde çabalıyorum. Nasıl Müslüman yetiştirilir bilmiyorum. Çok da zor bir iş açıkçası, özellikle de bu zamanlarda. Tabii ki evlendiğimde Müslüman değildim. Bir nevi söz veriyorsunuz çocuklarınızı Hristiyan olarak yetiştirmek için.

Müslüman olduktan sonra, Çocuklarımı Hristiyan olarak yetiştirmiyorum elbette. Çocukların Hristiyanlık hakkında soruları varsa, Karıma sorduklarında Hristiyan cevaplar alıyorlar, ve bana gelirlerse İslami cevaplar alıyorlar. Ama çoğu zaman "Babana sor" der. Eşim her zaman helal olan yemeği pişirir. Bu çok hoş bir şey bence. “Hergün 5 ayrı yemek yapacak halim yok” diyor, Böylece herkes aynı şeyi yer. Sen helal istiyorsan herkes helal yiyecek. Yani bir bakıma organik bir süreç gibi. İslam hakkında sarf ettiğiniz ağır ve sonradan sizi en çok pişman eden ifade nedir? “Bence İslam bir yalan” Bu benim eskiden sıkça söylediğim bir şeydi.

“İslam bir yalandır, Kur'an zehirdir.” Ama ben “İslam bir yalandır” dediğimde, bu bütün bir dini ve ve onunla birlikte gelen her şeyi kapsıyor. Yani bu bir bakıma cahilliğin en üst seviyesi gibi. Evet, bu pişman olduğum bir şey. çünkü bir şemsiye gibiydi bu “İslam bir yalandır” fikri ve diğer her şey de bunun altındaydı. Çünkü temel düşünce buydu. Ve tabii ki kendimi suçluyorum ve biliyorum ki dışarıda birçok dinini yaşamayan müslüman buna sebep oluyor. Ve bir şekilde bunu anlıyorum çünkü siyasi anlamda ve sosyal, kültürel anlamda, söylediğim ve yaptığım her şey hala orada duruyor. Bazen eski partimde bir şekilde alındırdığım insanlardan argümanlar duyuyorum.

Bu da beni rahatsız eden bir şey, ve bu da (IXC) İslami Deneyim Merkezi adında bir kuruluş kurmamızın sebeplerinden biri. Okullara gidiyoruz ilkokul, lise, üniversite, aynı zamanda hükümetin iki departmanı, diğer sosyal kuruluşlar, kiliseler İslam hakkındaki yanılgıları ortadan kaldırmak için, mesajı paylaşmak, İslam'ın gerçek yüzünü göstermek için. Ve bunu gözlüklerle sanal gerçeklik (VR) ile yapıyoruz. Bu yüzden çok da eğlenceli bir deneyim. Ve bir şekilde geçmişte söylediğim ve yaptığım şeyleri silmeye çalışıyoruz. İnsanlar İslam hakkında nasıl araştırma yapmalı? Sadece Google'da arama yapılmasını mı tavsiye edersiniz? Hayır, Google'ı kesinlikle tavsiye etmem.

Bu tavsiye edeceğim son şey falan. Bilgisayarı kapatın derim. Bence insanların kitap okuması, sayfaları olan gerçek kitapları Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatını en eski kaynaklara dayanarak anlatan Martin Links'in kitabını öneririm. Daha önce bahsettiğim o kitap. Ve direkt öylece Kur’an’dan başlamamaları çok önemli. Ve okuduğunuzu size açıklayacak kimseniz yoksa, İslam hakkında hiçbir şey bilmeyen insanların çoğu akıcı Arapça, eski Arapça konuşan insanlar değildir. Böylece Kur'an'ın bir yorumunu okuyacaksınız ya da bir çeviri, ve çoğu zaman asıl şey bu değil tabii ki. Bu yüzden insanlara sadece Siyer’i incelemelerini tavsiye ederim.

peygamberin karakterini ve hayatını inceleyin, Çünkü geleneğin bize öğrettiği de budur. Onun hayatı Kur'an'dı. O bir bakıma yaşayan Kur'an'dı, sadece onun sünnetini inceleyin Ve bence İslam'ı keşfetmenin en iyi yolu budur. Son yorumlarınız olarak ne söylemek istersiniz? Müslüman olduktan sonra çok daha mutlu oldum, Bu yüzden herkesi Müslüman olmaya davet ediyorum. sadece Ruhunuza ve kalbinize huzur getirdiği için. İslam hakikattir. Kalp ve ruh ile uyumludur. En azından İslami bir perspektiften bakın. Peygamber'in hayatını okumaya ve incelemeye çalışın. Müslümanların neye inandığını anlamaya çalışın. Müslümanların davranışlarına bakmayın, çünkü İslam’ı yaşamayan çok sayıda Müslüman var.

ben de buna dahil olmak üzere. Her zaman bir Müslüman gibi yaşamıyorum. Ancak öyle yaşamalıyız. Ama tüm örneklerin en iyisi olan Peygamber Efendimize bakın. Ve eğer onun hayatını incelerseniz, belki de rehberlik bulabilirsiniz Bu da sizi hakikate götürür.