Towards Eternity
Bloga dön

“Depresyonda Boğuluyordum, Ta Ki İslam Beni Kurtarana Kadar” – İnanılmaz Müslüman oluş hikâyesi

Yayınlanma tarihi

YouTube'da izle

Devamlı aklımda dönüp duran O kadının anısını, yani kadını bir türlü aklımdan çıkaramıyordum, abi. Yani bildiğin 7/24 aklımdaydı. Bir gün şöyle otobanda gidiyordum 120-130 falan basıyordum. Ayağım gazda. Elim şöyle direksiyonda. Ve bir an gözlerimi kapattım: Beş. Dört. Üç. İki. Bir. Bu noktada daha derin ve anlamlı bir şeyler aramaya ihtiyacım olduğunu fark ettim. Artık kitaplara, çeşitli -izmlere bakarak kendime çeki düzen vermeye karar vermiştim. Yani Budizm'e baktım, Hinduizm'e baktım, Tevrat'ı da okudum Ve hatta İncil'i de inceledim. Ama hiçbiri mantıklı gelmedi. Sonra Kur'an uygulamasını indirdim. Ve öylesine okumaya başladım. Aradan yaklaşık 20 dakika geçti.

Ve ben böyle oldum: “bir saniye ya” "Bu kız son 20, 25 dakika boyunca hiç aklıma gelmedi!" Bu inanılmaz bir şeydi. Sonra bir ayete denk geldim. "Bunu nasıl bildi?" diye düşündüm. "Bunu bilmesi mümkün değildi" “Nasıl bildi bunu?" Selamünaleyküm SQ kardeşim. Davetimizi kabul ettiğin için teşekkür ederiz. Seni aramızda gördüğümüz için mutluluk duyuyoruz. Öncelikle, ‘SQ kimdir?’ sorusuyla başlamak istiyorum ? Kendimi ‘sadece bir yetim’ olarak tanımlamayı seviyorum Bronx'tan gelmiş, çok sıradan bir adam. Hayata zorluklar içinde başladım. Çok sıkıntılar yaşadım, yani Ailemle, babamla. Aile içi şiddet, istismar... Aslında ben bir mülteciyim.

İnsanlar bunu pek bilmez çünkü babam, SubhanAllah, çok eziyet ederdi, anneme ve yani bana ve kız kardeşlerime sadece. SubhanAllah O zulüm zamanla daha çok artmaya başladı daha çok daha çok ve daha çok ve öyle bir noktaya gelmişti ki hayatımız tehlikeye girdi. O yüzden bir gün, babam uyurken kaçtık. Biliyor musun, New York'a geldim, 10 Eylül 2001'de. 11 Eylül'e birkaç saat kala 11 Eylül hakkında bilgim olmaması bir yana, bu olay hayatımı tamamen değiştirmişti. Biliyor musun, eğer ten rengin biraz esmerse veya diğerlerinden biraz farklıysan, alay edilirdin, zorbalığa uğrardın. Her türlü kötü muameleye maruz kalırdın.

Mesela, hatırlıyorum, okulun ilk gününde herkes "Bin Ladin nerede?" diye soruyordu. Herkes cahildi. çocuktular sonuçta, bilirsin. Sadece ebeveynlerinin duyduklarını biliyorlardı Ve bir de haberlerden gördüklerini. O zamanlar İslamofobi çok kötüydü. Şimdiki hali kötüyse, O zamanlarda tam bir cehaletti. Ben de bu durumu İslam'la ilişkilendirdim. Sanki bu şey bana o kadar çok sorun çıkarıyordu ki, onunla hiçbir ilgim alakam olsun istemiyordum Ki bunun benimle bir alakası yoktu. Tüm bu olayın benimle hiçbir alakası yoktu. Beni, benimle alakası olmayan bir şeyle suçluyorlardı, tamam mı. Bu yüzden İslam'la hiçbir alakam olsun istemiyordum. Bu yüzden benim için İslam ve terörizm birdi.

İslam ve terörizmin aynı şey olduğuna inanırdım. Evet, o zamanlar benim gözümde Müslümanlar teröristti. - Müslüman olmana rağmen mi? Evet, buna inanıyordum. Çocukken bunları yaşayarak büyüdüğüm için İslam'la hiçbir alakam olmasını istemedim. İnsanlar nereli olduğumu sorduklarında "Porto Rikoluyum," "Dominikliyim," derdim. Hiç umurumda değildi, "Meksikalıyım" bile derdim, Ama ne olursa olsun “Pakistanlıyım” demezdim. New York'ta okullarımızda metal detektörler var. Evet, biraz tuhaf, biliyorum. Bu detektörlerden dolayı üzerimde hiçbir şey olmamasına özen gösterirdim. Neden mi? Çünkü ötersem duyacağım şey "Hey, bomba var onda!" "Hey! Terörist!" o. Bu benim lakabımdı. Yani lakabım teröristti.

Şimdi kendini benim yerime koy. 14-15 yaşında bir çocuksun. Müslüman olmak ister miydin? Kesinlikle hayır. Kesinlikle. Müslüman olmak, mutluluğa ulaşmamı engelleyen en büyük şeydi. Öyle hissediyordum ve buna inanıyordum. Müslüman olmak beni mutlu olmaktan alıkoyuyordu. O yüzden ondan daha da uzaklaşmalıydım. Nefsim ne isterse yapardım. Kadın mı istedim, bulurdum bir tane. Uyuşturucu mu istedim, alırdım bir tane. Anlık zevk veriyordu ama nefsim sonra daha fazlasını istedi. Ancak işte bu durum, hayatımın en derin depresyonunu yaşamama neden oldu, gerçekten dibe vurdum resmen, depresyona girdim. İntihar eğilimlerime kadar sürükledi beni.

Bu da benim İslam'dan gerçekten iyice soğumama sebep oldu. Annem yürürken, SubhanAllah, Ben de onunla beraber yürüyorsam eğer, Onun önümden yürümesine izin verirdim ki yan yana olmayalım. İnsanlar onun benim annem olduğunu anlamasınlar diye Çok kötüydü bu durum. Bunu söylemekten gurur duymuyorum, sadece size anlatıyorum işte. O zamanlar yaşadıklarım bunlardı. Annem çok şeyle başa çıkmak zorunda kaldı, çünkü, unutma ki biz hala asi ergenlerdik o zamanlar. Hala öyle bir durum vardı. Ve anlattığım şeylerin hepsiyle, yani cahiliye ve haram şeylerle, Asıl başa çıkmak zorunda kalan annemdi. Ben kulüplerdeyken, eve gelmediğim zamanlarda uykusuz geceler geçiren annemdi.

Biliyor musun, eve gelmeyince, Kimse fark etmiyor bile, vallahi bak. Eğer cennete gidersem, bu annem sayesinde olacak. Annem benim için dua ederdi. Bana dua etti. "Allah ona hidayet versin" derdi. Bu bir gecede olmadı. bir ayda da olmadı. Yıllar sürdü, zaman aldı. Biliyor musun, annem buraya geldiğinde Herhangi bir resmi eğitimi falan yoktu. Gece geç saatlerde benzin istasyonlarında falan çalışırdı. Gece vardiyasında. Gecenin bir yarısı abi, gecenin bir yarısı. En kötü insanların ortalıkta olduğu zamanlarda. Benzin istasyonunda bir kadın. Annesi orada çalışıyor gece vardiyalarında ve oğlu da annesini kazandığı parayla Ona güzel bir şey alsın diye onu zorluyor. Bu bana verdiklerin ne böyle?

Okulda benimle dalga geçiyorlar. Bu ayakkabılar da ne? Keşke eğitim alsaydın. Nasıl bir annem var benim böyle? "Keşke eğitim alsaydın da bize bakabilecek bir şeyler yapsaydın." Düşünsene... İnsanlar annemin ne iş yaptığını sorduğunda, annemden o kadar utanırdım ki. Ondan o kadar utanırdım ki. "Bak ne yapıyor, başımızın üstüne bir çatı bile sağlayamıyor" derdim. Tövbe estağfurullah, ne biçim bir evlattım ben? O günlerde nasıl bir zihniyete sahiptin ve deneyimlerinle anlatabilir misin? O yaşam tarzından gerçekten mutlu muydun? Sonunda öyle bir kadınla tanıştığımı hissettim ki, "Ah, ben bu kızla olmak istiyorum, işte bu!" dedim. Ama sorun şuydu ki, onun bir erkek arkadaşı vardı.

Ama onun için Allah'a şükürler olsun. Allah ona hidayet versin ve nerede olursa olsun kiminle olursa olsun, Allah ondan razı olsun. Çünkü İslam'a girmemi sağlayan o oldu. Çünkü ayrıldıktan sonra, ona karşı o kadar çok his beslemeye başlamıştım ki, artık hislerim ona o kadar takılmıştı ki, "Ne zaman ayrılacaksın bu adamdan?" diyordum. Ta ki kalbim ona fazla kapılana kadar, abi. Ve ben de "Buna bir son vermeliyim" diye düşündüm. Towards Eternity olarak desteğinize ihtiyacımız var. Biz İslam'ın mesajını onüç dilde tüm dünyaya yaymayı amaçlayan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluşuyuz.

Bize vereceğiniz destekle insanların Müslüman olmasına, haramları bırakmasına, namaza başlamasına, tesettüre girmesine, Kuran okumayı öğrenmesine vesile olabilirsiniz. Sizde tüm bu hayırlardan hissedar olabilmek için, Towards Eternity’e bağış yapın ve bu altın fırsatı kaçırmayın. Kalbim ona çok fazla kapıldı abi. Ve ben de "Buna bir son vermeliyim" diye düşündüm. Bu durumu bitiriyorum yani, tamam mı. Onunla olan bu işi bitirdim ve ustamın yanına geri döndüm, tamam mı. Yani uyuşturuculara geri döndüm. İnsanlar neden antidepresan kullanıyor? Size nedenini söylüyorum: Çünkü her şeye sahipsiniz. Ama Allah dışında her şeye sahipsiniz. Bu yüzden hiçbir şeye sahip değilsiniz aslında.

Hiçbir şeye sahip olmadığınızı fark ediyorsunuz çünkü hayatınızda Allah yok. Bir gün şöyle otobanda gidiyordum, 120-130 falan basıyorum, biliyor musun. Ayağım gazda. Elim de şöyle direksiyonda ve ben gözlerimi kapattım. Beş. Dört. Üç. İki. Bir. Gözlerimi açıyorum hala oradayım. Ama ben kaza yapmayı, yani bana bir şey olmasını umuyordum. Çünkü ruhen bitmiştim. Artık hiçbirini istemiyordum. Peki depresyondan nasıl çıktın? Sanırım ben, depresyondan çıkana kadar depresyonda olduğumu bile fark etmemiştim. Sonradan anladım onca zaman boyunca neyle boğuştuğumu. Bardağı taşıran son damlayı hatırlıyorum, benim için artık bunun dayanılmaz olduğu zamanı. Öyle mutsuzdum ki. Uyanıyorum…

Ve ben bunu çok iyi hatırlıyorum. Duşa kabindeyim. Duş alıyorum, küvetin içindeyim. Su akıyor ve ben küvetin içinde öyle bir ağlıyorum ki. Biliyor musun, dışarıdan bakıldığında, Sana daha önce söylediğim gibi bol param vardı cebimde. İstediğim kadar kadın da vardı etrafımda. Uyuşturucular, alkol, partiler, popülerlik, istediğimi düşündüğüm her şey, tamam mı. Popüler olmak istiyordum, tanınmak istiyordum. Partilerin ruhuydum ben. Ben gelince, "Oo, geldi bakın!" derlerdi, "Hadi gençler, coşun!" Kimin geldiğini bilirlerdi. İşte o adam var ya, o adam tuvalette ağlıyordu. O adam, eve dönerken ağlıyordu. O adam intihar etmek istiyordu.

Hani şu insanlar vardır ya "Ama daha yeni konuştuk, çok mutluydu" dedikleri İşte ben tam da o insanlar gibiydim. Bilirsin, kimse intihar düşüncelerini açıkça belli etmez. Öyle hemen ortaya çıkmaz yani. Şeytan ise senin üzerinde çalışır. Çünkü onun için senin intihar etmen çok önemli. Çok önemli çünkü bu, cehenneme giden mükemmel, ekspres, VIP, birinci sınıf bir bilet. Ne yapıyorsun sen? Şeytan böyle kazanır. Küvetin içindeyim, durmadan ağlıyorum. Cenin pozisyonundayım. Durmadan ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorum. Ve an Allah (c.c.) bana O'na bir dua etmem için ilham verdi. Ama o zaman dua ettiğimi bilmiyordum.

Sadece şunu söyledim: "Eğer bu dünyanın ötesinde bir şey varsa, o zaman beni bu durumdan hemen şimdi çıkar. Bunu bitirir bitirmez de, buradan doğru yola çıkıp gitmeme müsaade et. Ve doğru yolda ne yapmam gerektiğini bilecek şekilde. Bana bir tür rehberlik ver, bir şeyler ver ki bunu yaşamak zorunda kalmayayım. Eğer yoksa, bu işi şimdi bitir. Hemen şimdi. Bununla hiçbir alakam olsun istemiyorum." Elhamdülillah, o duş hayatımı değiştirdi. Küvetin içinden çıktım ve işte o an Allah'ın (c.c.) bana ilham verdiği andı. Ama o zamanlar bunu bilmiyordum. Allah bana Pakistan'a bir gezi yapmam için ilham verdi, tamam mı. Orada ailem var, neden gitmeyeyim ki oraya? Tamam, güzel.

Annemin de Pakistan'a gitmek üzere olduğunu öğrendim. Bu sefer tek başına. "Anne, lütfen ben de geleyim seninle" dedim. Bu noktada daha derin ve anlamlı bir şeyler aramaya ihtiyacım olduğunu fark ettim. Artık kitaplara, çeşitli -izmlere bakarak kendime çeki düzen vermeye karar vermiştim ve hissettiğim bu fırtınanın içinden nasıl çıkacağımı düşünüyordum. Çünkü artık bunun normal olmadığını, fark etmeye başlamıştım. Daha derin ve daha ciddi bir şeydi bu. Neyse işte, benim baktığım ilk kitap aslında "Sır" adlı bir kitaptı. Hani şu manifestleme mevzusu, pozitif enerji, pozitif düşün, pozitif şeyler olsun gibi şeyler var ya. “Evren, bana yardım et evren” gibi.

Evrene seslenmek, işaretler aramak gibi... Rüzgar estiğinde işaret aramak gibi. Ne diyorsun sen? Ne alaka yani? Yani bunun hatalı bir şey olduğunu biliyordum. Çünkü okumama rağmen onu, benim o depresyonum bir türlü geçmiyordu. O kadını düşüncelerimden hala daha atamıyordum. Tam tersine, sürekli geri dönüyor ve yüzeye çıkıyordu Ve ben bir şekilde bu durumdan çıkmak zorundaydım. Neyse, bir gün bir kitapçıya gittim ve Budizm üzerine bir kitaba rastladım. Ve kitap Budizm’in yedi ilkesinden, mutluluk yasalarından ve buna benzer birtakım şeylerden bahsediyordu. Bu meditasyon tekniklerini gerçekten, gerçekten uygulamaya çalıştım.

Ama nasıl sadece gözlerini kapatıp tüm bu düşüncelerden kurtulabilirsin ki? yani düşündüklerine ve nefesine ve tüm bunlara odaklanırken? Kurtulamıyordum işte, çünkü hala içimi kemiriyordu. Sadece pozitif düşünmen gerektiğini sanıyorsun. Ama o da işe yaramıyor. Bu noktada artık bir İncil de almıştım. Yaratılış Kitabını okumaya başladım, ve bunun gibi diğer kitapları da. Daha okurken bile kitapta birtakım hatalar buluyordum. Üstelik okuduklarım beni hiçbir şekilde etkilemiyordu. Gerçekten yani. Yaşadığım depresyondan kurtaramıyordu beni, veya şu anlattığım, devamlı aklımda olan kadını aklımdan çıkarmaya da yardımcı olmuyordu. Yani, o kızı aklımdan çıkaramıyordum abi.

Yani, o kadın bildiğin 7/24 aklımdaydı. Bu noktada artık vazgeçmiştim. Pes etmiştim. "Bunların hepsi saçmalık" dedim. Hepsi, okuduklarımın hepsi. Budizm'i biri yazmış. İstedikleri sadece herkesi kontrol etmek, dolayısıyla dinlerin hepsi yalan. Hepsi bu. İşte bu şekilde düşünmeye başlamıştım. Bunlar olurken artık Pakistan'daydım. Ve o sırada öğrendim ki birkaç gün sonra Ramazan bayramı olacak. Oruç zamanı geliyordu. Annem yanıma geldi ve dedi ki: "Bak, Ramazan neredeyse başlamak üzere artık Oruç tutmaya başlayacaksın. Ama içine duayı da dahil etmeye çalış, çünkü Allah senin aç kalmana ihtiyaç duymaz. Allah’ın buna ihtiyacı yok. Duayı da dahil et ve namaz kılmaya çalış.

Çünkü gerçekten bunu etkili hale getirmek istiyorsan, namaz kılacaksın." Ama ben namaz kılmayı bilmiyordum. Annem bunu bana söylediğinde gerçekten kalbime biraz dokunmuştu. Ve ben namaz nasıl kılınıyorsa öyle kıldım. Yani, oruç tutarken nasıl namaz kılmam gerektiğini düşündüysem, öyle kıldım. Bu Ramazan'ın ilk günüydü. Ve telefonuma Kur'an uygulamasını indirdim. Kitabını bile almadım. Herkes... Eskiden bu tarz şeyler için kitapçıya giderdim. Bu sefer ise, "Aman, sadece uygulamayı indireyim" dedim. Ve namazdan sonra öylesine okumaya başladım. Sadece temelini. Fatiha Suresi'ni. İlk başta sadece baktım. Sadece aşağı kaydırıyordum, "Oho, burada bir sürü bölüm var." Peki.

Bir yerden başlamak lazım. Fatiha'dan başladım ve sadece okudum, tamam mı. Sadece İngilizce ’de. Arapça okumayı bilmiyordum. Öylesine okuyordum. Öylesine. Okuyorum, bir sonraki bölüme geçiyorum. Bakara Suresi. Okuyorum. "Tamam," dedim, "Vay be." Aradan 20 dakika geçmişti. Ve ben böyle oldum, “Bir saniye ya. O kadını son 25 dakika boyunca Hiç düşünmedim”. Bu inanılmaz bir şeydi. Beni anlaman gerekiyor abi. Bu benim için bir vahiy gibiydi. Ben o kadını düşünmeden en azından beş dakika bile geçiremiyordum, yaptığım her şeyden beni alıkoyuyordu. "Dur bir saniye, bu iyi bir şey" dedim kendi kendime.

Ve vallahi, Kur'an'ı, sadece o kadını unutmak, onu düşünmemek için kendi çıkarıma kullanıyordum Tövbe Estağfurullah. Şu kadını düşünmeyeyim, dikkatimi dağıtsın diye yani. Kur'an'ı sadece bunun için kullanıyordum. Yani Kur'an, benim için o kadını, eski sevgilimi düşünmememi sağlayan bir nevi dikkat dağıtma aracıydı. Eski sevgilim aklıma gelmesin diye kullanıyordum onu. Bu yüzden, sanki hileyi bulmuşum gibi okuyordum. "Buldum, hileyi buldum." Bu arada, ezan okunurdu. Yani, namaz vakti gelirdi. Nasıl namaz kılmam gerektiğini düşündüysem öyle kılardım ve sonraları heyecanlanmaya başladım. Kur'an okurdum. O yüzden böyle olurdum. Neden mi?

Çünkü Kur'an okumadığım zamanlarda depresyonum geri geliyordu. Eski sevgilim tekrar aklıma geliyordu. Her an zihnimin ön planındaydı zaten ve o duyguları yeniden hissetmeye başlamıştım. "Hayır," dedim, "Kur'an okumaya devam etmeliyim." Her neyse, şöyle otururdum, Etrafımda insanlar konuşurdu falan. Ama onları dinlemezdim bile. Sadece Kur'an'ımı okurdum. Sırf onu düşünmemek, aklımdan onu çıkarmak amacıyla okurdum. - Tercümesini, değil mi? Kur'an'ın tercümesini. Dediğim gibi, sadece eski sevgilimi unutmak için Kur'an'ın tercümesini kullanıyordum. Neyse, okuyorum, okuyorum. Ama bunu yaparken, Allah (c.c.) kalbimi yavaşça açıyordu. Çünkü hala okuyordum, tamam mı.

Hala akıl sahibi bir insanım, biraz anlayabilen biri, tamam mı. Ve Allah'ın bu tercümeden, Kur'an'ın İngilizce tercümesinden kavramamı dilediği her şeyi kavrıyordum. Kendimi bir ayet okurken buluyordum işte ayeti okurdum, ve o ayeti okuduktan sonra düşünmeye başlardım: "Abi, Allah bununla ne demek istiyor?" "Bu ayetle ne demek istiyorlar?" Düşünerek dalıp giderdim, ve sadece telefonuma bakardım. Telefonum kapanırdı. Duvar kağıdı, yani ekran kapanırdı. Hani telefonunu çok uzun süre boşta bırakırsan ekran kapanır ya, öyle. Ve hatırlıyorum, 15 dakikalık boşta kalma süresi ayarlıydı. Sadece kendi düşüncelerime dalmış, o ayeti 15 dakika boyunca düşünürdüm.

Telefonuma baktığımda telefonum kararmış olurdu. Tekrar açıp şifremi girmem gerekirdi. "Vay be, bu ne kadar güçlü bir şey" diye düşündüm. Bu noktada şunu fark ediyordum ki, eğer gerçekten Allah'tan gelen bir kitap varsa, o kitap bu olmalıydı. Ama hala tam olarak ikna olmamıştım. Bu yüzden onu test edecektim. Tövbe estağfurullah, bildiğin test edecektim. Şöyle düşündüm, “Tamam, bunu denemek için bu gün hiç Kuran okumayacağım. Namaz da kılmayacağım. Sadece sağda solda takılacağım”. Oruç tutacaktım tabii ki, ama onun dışında sadece takılacaktım. Kuran okuma, namaz, hiçbirini yapmayacaktım.

Abi, bak sana yemin ederim, vallahi yemin ederim ki bu işe aktif olarak dahil olmadığım o on dakika içinde, duşa gittim. Ve bu sırada tüm o düşünceler geri gelmeye başladı. O depresyon dalgasıdır, o kızla ilgili her şey Tüm bunlar aklıma geri gelmeye başladı. Duşu kapattım, kendimi kuruladım ve "Bu kitabı okumalıyım" dedim. “Her şeyin anahtarı bu kitap işte, her şeyin anahtarı”. Neyse, sadece okuyordum, Ve okudukça daha da çok detaylanıyordu. Ve sadece şunu düşünüyordum, Allah, Yüce Yaradan, bu kitabı bir şekilde indirdi. Belki de Musa'ya (a.s.) On Emir'i verdiğinde yaptığı gibi yıldırım çarparak indirdi.

Nasıl olduğunu bilmiyordum ama Peygamber Efendimize (asm) bir vahyin gelmesi kavramını yani bunu anlamıyordum bile. Sadece bunun Allah'ın bir kitabı olduğunu ve bize bir şeyler anlattığını düşündüm. Okuyordum ve kitap beni etkiliyordu. Ve sonra şu ayete denk geldim: Bu arada bu ayet, tüm benliğimi sorgulatacak nitelikteydi… Yani bir erkek olarak kendimi nasıl taşıdığımı. Ve ayet diyordu ki: “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı Zikretmekle huzura kavuşur”. O anda kelimenin tam anlamıyla... Tüylerim diken diken oldu. Telefonumu kapattım. "Bunu kapatmalıyım" dedim. Neydi bu yaşadığım bilmiyorum. Neydi bu? Bunu nasıl bildi? Nasıl böyle aklıma girdi ki?

Yani kalbimin huzur bulduğu yerin burası olduğunu nasıl bildi? Bunu nasıl bildi? Bu noktada bir sonuca vardım. Yani, kitabın nasıl indirildiğini bilmiyordum. Lojistiğini falan hiç bilmiyordum Hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Ama bunun Allah’ın kelamı olduğu apaçıktı. Net. Bu Allah’ın kelamıydı. Şimdi, Ramazan bayramı bitmek üzereydi. Seyahatim sona eriyordu ve New York'a geri dönmek zorundaydım. Tüm gerçeklerle yeniden yüzleşmem gerekecekti. Artık kaçış yoktu. Öyle bir şey yoktu. Kur'an'dan o kadar çok şey okumuştum ki ve şimdi ben tüm bu okuduğum şeyleri yani al**l ile ilgili şeyleri, sarhoşlukla ilgili anlattığı şeyleri, zinayla ilgili anlattığı şeyleri görüyordum.

Ve "Tamam, bir saniye dur" diye düşündüm. Hani anlıyor musun, yaklaşık bir buçuk aylığına Pakistan’a gidiyorum. Geri döndüğümde arkadaşlarımın hepsi beni gördükleri için heyecanlı. Sonra, inince hemen içki içirtmeye çalışıyorlar. Es**r vermeye çalışıyorlar. Beni kadınların yanına götürmeye çalışıyorlar, parti istiyorlar. Ve ben düşünüyorum, kendime bazı sözler vermem gerekiyor, tamam mı. İlk sözüm şu: “Geri döndüğümde, Namazı, duayı bırakmayacağım. Namaz, tam ne olduğunu bilmiyorum ama bu namazda güçlü bir şeyler var. Sonra, Kur'an okumayı da bırakmayacağım. Tercümesini okumayı bırakmayacağım”. Çünkü bu iki şeyi, o kızı unutmak ve depresyonumdan kurtulmak için birbirine bağlamıştım.

O yüzden. Allah'ım, bana yardım et ne yapacağımı bilmiyorum dedim. Geri döndüm, arkadaşlarım beni görünce sevindiler. Beni dışarı çıkarmak istiyorlardı. Bunun gibi bir sürü şey yapmak istiyorlar. Yanlarına gidiyorum ve bana diyorlar ki, “Oğlum, şimdi seni neşelendireceğiz” Bu da sigara içeceğiz anlamına geliyor. “Benden olsun, oğlum. Gel, gel, gel, gel." Gidiyorum oraya ve diyorlar ki: “Kadehini bitir” Benim için dolduruyorlar. "Üçte tüm kadehler. Bir-iki-üç!" Ben ise sadece "Ben yapamam" diyorum. Diyorlar ki: "Kadehini içmedin. İçeceğine dokunmadın. İçeceğini bekletiyorsun. Hadi ama.” "İçeceğini mi bekletiyorsun? Hadi, iç artık." Onlara nasıl söyleyeceğimi bilemedim.

Kendimi ezik gibi hissettim. Beceriksiz gibi. "Arkadaşlar, artık içmiyorum." İçmedim de. Şöyle dedim onlara: “Pek iyi hissetmiyorum. Arkadaşlar, hayır, midem. Oğlum, daha yeni uçağa bindim. Ne olduğunu bilmiyorum" dedim. Peki. İkinci kez onlarla takılıyorum. E hadi ama sigara içelim. Hadi. Hadi içelim bir tane. "Arkadaşlar, hala iyi hissetmiyorum," falan filan. Tamam, sorun yok. Üçüncüde beni davet etmeyi bıraktılar. Sadece davet etmeyi bıraktılar. Kötü görünmeye başladım. "O sıkıcı biri." dediler. Ama başka bir arkadaşım vardı ve ona itiraf ettim. Hatırlıyorum, arabada oturuyordum. "Kardeşim..." dedim. O bana sordu. Dedi ki: "Oğlum, fark ediyorum ki artık içki içmiyorsun.

Yani, kadınlar, ne bileyim eskiden yaptıklarını yapmıyorsun artık. Her şey yolunda mı? İyi misin?” Dedim ki: "Kardeşim, ben İslam'ı araştırıyordum. Kur'an okuyordum ve artık bunun benim için doğru olmadığını düşünüyorum." O da "Gerçekten mi?" dedi. Ve bunu itiraf etmenin şimdiye kadarki en utanç verici şey olacağını sanmıştım. Ama onun etkilendiğini görmek beni şok etti. Ama kim bilebilir ki onlarla bunu paylaştığınızda, onların da bunu düşünmeye başlayacağını. "Bu alışkanlıklarım bana ne veriyor? Yani, ne..." Fark ettim ki tüm bu haramlar paraya mal oluyor. Allah'ı gücendiriyorsun böyle alışkanlıklarla. Onu gücendirmek için bir de para ödüyorsun, sadece öbür dünyayı kaybetmiyorsun yani.

içkiler için para ödüyorsun. Kadınlar için para ödüyorsun. Uyu*turucu ve Elektronik sigara için de öyle. Ama dua bedava. Namaz bedava, değil mi? Hac bedava, Kur'an okumak bedava. Zikir etmek bedava. Yok artık ama. Haram için para ödüyoruz resmen. Tüm bunlar için para ödüyoruz, oysa Allah (c.c.) derdimizin dermanını tamamen bedava kılmış. Biliyor musun o hala benim arkadaşım. Dedi ki: "Bak, hala dışarı çıkabiliriz beraber, Sadece bize kol kanat ger. Direksiyonu sallayan kişi sen ol. Böylece hep beraber iyi vakit geçirelim. Ve endişelenmemize gerek yok çünkü senin haklı ve iyi biri olduğunu biliyoruz." Tamam, sorun yok dedim. Evde oturarak ne yapacaktım?

Neyse, yine bir yerlere gitmeye başladım. Yani barlara ve kulüplere gidiyordum. Ama artık içki falan içmiyordum. O tarz şeylerin hiçbirini yapmıyordum. Bu barlara gidiyorum, şu kulüplere gidiyorum. Tövbe Estağfurullah, ama sarhoş değildim artık. Aksine, arabayı kullanan kişiydim. Neyse, şöyle bir insanlara baktım ve perişan halde olduklarını gördüm. Hepsi hipnotize olmuş gibi görünüyordu. Sanki hepsini cin çarpmış gibi yani. Hepsi birbirine benzemeye çalışıyor gibi görünüyorlardı. Ve hepsi aynı yöne doğru ilerliyordu. Ve fark ettim ki ben orada olmak bile istemiyordum. Ne bileyim, çok kötüydü. Neyse, sonra dışarı çıktım.

Dedim ki: “Oğlum, sen işine bak, ben dışarıda bekleyeceğim şöyle, sadece..." Allah kalbimden oraya duyduğum hevesi aldığı için orada bulunmak bile istemiyordum artık. Neyse, ben barın kenarında oturuyordum. Yanıma bir kadın geldi ve oturdu. Yanımda oturuyor. Ve benimle baya bir sohbet etmeye başladı. Öyle sadece konuşuyor, ve ben de tutamadım kendimi ona İslam'ı anlatmaya başladım. Dedim ki…. “Bir konuda okumaya yapıyorum bayadır, Kıyamet Günü’yle alakalı. Buradaki hayattan sonra Cennet var. Ve öldüğümüzde Cennet'e gidiyoruz, Biliyor musun, buradaki her şeyden kurtulabilirsin. Bu çok güzel bir şey. Bir Yaradan var ve O tektir. Ve öldüğünde O’na geri dönüyorsun.

O seni bu dünyada hem lütfeder hem de sınar.” Bunun gibi birtakım şeyler anlattım, ve tüm bunların bize nasıl asıl amacımızı ve gerçek doğamızı unutturduğunu, frekansımızı düşürdüğünü, kendimizin en iyi versiyonu olmasını engellediğini anlattım. Ve biliyor musun, sonra kadın ağlamaya başladı. Bardaki kadın, barın dışında ağlamaya başladı. "Bu anlattıkların çok güzel" dedi. "Değil mi ya?" dedim. Dedi “Peki, sana bir şey soracağım” Bu zamana kadar hep ben konuşuyordum, hep İslam hakkında sohbet ediyordum. "Sana bir şey sorayım." "Buyur" dedim. Dedi ki: "Buna inanıyorsun. Doğru mu?" "Evet" dedim. Dedi ki “O zaman senin burada ne işin var?” Biliyor musun ne dedim ona? Bilmiyorum.

Dedim ki “Bilmiyorum ki”. Dedi ki “Sen buraya ait değilsin.” Sen buraya ait değilsin. Ve işte o, benim bara son gidişimdi. Anladım ki, Allah oranın bana göre bir yer olmadığı hissini kalbime yerleştirdi. Sadece eve gidip Kur'an okumak istiyordum. Tek yapmak istediğim şey buydu. Kur'an'ın tercümesini okumaya devam etmek ve o kadını unutmak. Tüm bu olayları yaşamaya başladığımda ne fark ettim biliyor musun, abi? Şu benim hayatım var ya Bir değişimi hakkediyordu. Eğer bu yolda olmak istiyorsam, aynı benim gibi düşünen ve bu yolda ilerlemek isteyen insanların arasında olmam gerekiyor.

Mescide gidip benim gibi düşünen insanlarla tanışana kadar böyle bir şeyin var olduğunu bile bilmiyordum, yani benim gibi düşünenlerin, ve inandığım şeylere inananların olduğunu. Şöyle oldum, “Müthiş bir şey bu. İşte bu tür insanların arasında olmak istiyorum.” Her neyse, uzun lafın kısası, özetle Bu hikaye, Elhamdülillah, Allah'ın kalbime ve hayatıma İslam'ı nasıl yerleştirdiğinin ve Allah'ın (c.c.) beni bu durumdan nasıl çıkardığının hikayesiydi. Allah beni doğru yoldan hiç şaşırtmasın, çünkü bu tarz şeylere, bu alışkanlıklara tekrar başlamak, tekrar alkol almaya başlamak sigara içmeye ve kadınlarla takılmaya başlamak çok kolay.

Ve şu anda anlattıklarımı dinleyenler herkes bu tarz arkadaşlardan ve bunun gibi ortamlardan uzak dursun. Çünkü bizim için o cahiliye yaşam tarzını yaşamak, bisiklete binmek gibi. Çok çabuk geri dönebiliyoruz bunlara. Ortamlarımızı değiştirmemiz, o tür insanlardan hicret etmemiz gerekiyor. Tıpkı 99 kişiyi öldüren adamın hikayesi gibi, değil mi? Sonra 100. kişiyi öldürüyor ve sonra da bir alimden tavsiye istiyor. Alim ona diyor ki: "Allah seni affedecek, ama hicret etmen gerekiyor." Böyle bir hayattan uzaklaş. Yepyeni bir hayata başla. Geçmişini bilmeyen, sürekli eskileri yüzüne vurmayan insanların arasında yeniden başla. E ne oluyor oğlum? İçki içmeyi bıraktın. Sigarayı bıraktın. Hayır.

Hayır. Olmaz. Hadi son bir kez daha. Son kez, benim için, benim için. Son bir kez, oğlum. Son kez iç benim için. Bu tarz bir ortamdan uzak durmalısın. Ancak bu şekilde böyle bir hayattan kurtulabilirsin. Temiz sayfa aç. Niyetini değiştir. Allah’la (c.c.) ile bir bağ kur. Kendine bazı sözler ver. ve yüzünü Allah'a (c.c.)çevir. Vallahi bak, evet zor olacak bu, ama Allah kolaylaştıracaktır, inşallah. Peki, sonrasında hayatının amacı ne oldu? Ciddi bir şekilde davet ve tebliğde bulunmaya başladın. O günlerden de bahseder misin? Hayatında sevdiğin ve hayranlık duyduğun bir şey olduğunda, ondan bahsetmeden duramazsın yani. Bir şeyi sevdiğimiz zaman onu araştırmamız çok doğal.

Bir şeyi umursadığımız zaman onunla İlgili bilgi edinme isteği fıtratımızda var. Sevdiğimiz bir şey olduğu için onun tüm ayrıntılarını her yönünü öğreniriz. İslam hakkında öğrenmeye başladığımda...sadece Elhamdülillah. Elhamdülillah. Maşallah. Allah'ın izniyle, O kalbime bu sevgiyi yerleştirdi. Onu sevmeye başladım çünkü ne kadar pratik ve ne kadar etkili olduğunu görüyordum. Çünkü şahsen, İslam beni depresyonumdan kurtardı. İçinden çekti çıkardı. Kur'an'ın tercümesi, Kur'an okumak, tüm bunlar beni depresyondan kurtardı. Bunun ne kadar güçlü olduğunu bizzat biliyorum. Ne kadar çok insanın gizlice veya farkında bile olmadan depresyon içinde bu ilaca ihtiyaç duyduğunu biliyorum.

Bu dermana ihtiyaçları var. Ve Rabbim eğer tüm dünyaya bu devayı ulaştırmak için beni vesile kılsa, o zaman bu hayatımın amacı olmaz mı, abi? Eğer öyle ise, Allah’ım beni buna vesile kıl, üzerimdeki lütfunu devam ettir. Bu dinin yayılmasına beni aracı kıl ve bu dinin her eve ulaşmasını nasip et. Bu uyanıştan bu yana kaç yıl geçti? Sanırım 12 yıl oluyor artık. Elhamdülillah. Hala yolun başındayım. 12 yaşındaki bir çocuk gibi. Hala bir çocuğum bu yolda. Ama evet, 12 yıl oldu diyebilirim. Bak, inişler çıkışlar olacak. Bugün bile inişler ve çıkışlar var. Ama çok şükür, dinimize bağlıyız, tevhit üzerindeyiz ve en önemlisi de bu zaten. Arada bir hata yapacaksın. Arada yanlış bir şey yapacaksın.

Yıllarca süren cahiliye hayatını bir gecede bırakmak kolay değil. Hata yapacaksın, test edileceksin. Ama Allah (c.c.) Rahim’dir. Allah (c.c.) affedecektir. Yani bu cahiliye döneminden geçip ondan çıkan herkese diyorum. Hata yapabilirsin bazen, ama Allah affedecektir. Şeytan seni aksine inandırmaya çalışacaktır. Şeytan sana "Bitti senin için" diyecektir. “Oğlum sen iki yüzlüsün. Münafıksın sen." Ama hayır. Allah (c.c.) tövbe eden günahkâr kulunu sever. O yüzden Allah’a tövbe et. O senin için icabına bakacaktır. Hikayeni içtenlikle paylaştığın için çok teşekkür ederiz. Senden çok şey öğrenmiş olduk. Hikayen gerçekten bize ilham verdi.

Bu ümmet için yaptıklarından dolayı Allah senden razı olsun, inşallah. Rica ederim, çok sağ ol, teşekkür ederim. İzleyen herkese de teşekkür ederim. Hepinizden Allah razı olsun. Allah hepinizin ilmini/bereketini arttırsın. Ve bu kanalın da mükafatını versin çünkü kanalı gerçekten beğeniyorum. Kanala abone olmayı unutmayın lütfen.