Towards Eternity
Bloga dön

Kilisede 600 Kişiye İslam'ı Anlattım! Papaz Sözümü Kesti! Khalid Yasin'in 70 Yıllık Hikayesi

Yayınlanma tarihi

YouTube'da izle

Annem ve babam Hristiyan’dı. 1946 yılında New York’ta doğdum. Çete üyesi gibi yürüyor ve konuşuyordum. Çünkü burası New York, Brooklyn’di. Malcolm X suikasta uğramıştı. Çok soğuk bir sabahtı. Binlerce insan Malcolm’u dinlemek ve görmek için sokaklardaydı. Yanımda iki ya da üç kişi vardı ve çatıdaydık. Güvenlik bizi gördü ve aşağı inmemizi söyledi. Bu sadece o dönemde olan bir şeydi. Es selamu aleyküm Halid Yasin. Sizi aramızda görmekten çok mutluyuz. “Halid Yasin kimdir?” diye sorarak başlamak istiyorum. Bize kısaca hayatınızdan bahsedebilir misiniz? Elhamdulillah. Es Salatu Ve's-Selamu Aleyke Ya Rasulallah. 1946 yılında New York’ta doğdum. Annem ve babam Hristiyan’dı.

Ebeveynlerim olmasına rağmen bir nevi yetim gibi büyüdüm. İslamiyet’i 1965 yılında Şeyh Davud Ahmed Faysal vesilesiyle kabul ettim. Aynı zamanda 1965 yılında Malcolm X suikasta kurban gitmişti. Malcolm X, Şubat’ta suikasta uğradı. Ben ise Ekim’de ayında Müslüman oldum. İnanç konusunda hayatınız nasıldı? Neye inanıyordunuz? İçinde bulunduğum koruyucu ailelerin her biri farklı bir Hristiyan inancına sahipti. Tıpkı açık büfe gibiydi. Yani Metodist, Episkopal, Baptist gibi farklı farklı. 16 yaşına gelinceye kadar tüm bu geniş yelpazeye sahiptim. Daha sonra askere gittim. İki buçuk yıl boyunca Hava Kuvvetlerindeydim. Benim askerde olduğum zamanda Katolik kilisesi en ön planda olan kiliseydi.

Bu sebeple gidip bir rahiple konuşma fırsatım oldu. Çünkü rahibin yol gösterici bir kişi olduğunu düşünüyordum. Daha sonra bunda bazı tutarsızlıklar gördüm. Böylece Katolikliği denemiş oldum ancak fazlasıyla katı, esrarengiz, Avrupai ve çok soğuk geliyordu. Katolik Kilisesi içerisinde daha sonra ortaya çıkan muazzam çelişkiler mevcuttu. Bize biraz bu çelişkilerden bahsedebilir misin? Hava Kuvvetlerinde iken, hala Hristiyanlığı yaşamaya çalışıyordum. Geleneksel bazı şekillerde uygulamaya çalışıyordum. Aslında yedi yaşımdayken bile bu bana mantıklı gelmiyordu fakat bunu sindiriyordum çünkü bana verilen buydu. Ancak mantıklı gelmeyen bazı meseleler vardı. Hz.

İsa’nın Yaratıcı olması ve aynı zamanda Yaratıcı’nın oğlu olması gibi. Bu bana mantıklı gelmiyordu. Ayrıca Hz. İsa aynı zamanda Kutsal Ruh’tu. Üçleme inancındaki üç farklı kavramın tek bir kişide toplanması yani üç farklı kişilik varken Yaratıcının tek olması bana mantıklı gelmiyordu. İslam’a olan yolculuğunuz nasıl başladı? 17 yaşımdayken bir tren yolculuğu yapıyordum ve New York Times gazetesinde bir mektup gördüm. Malcolm’un Mekke mektubunu basmıştı veya tam sayfa reklamını yapmıştı da denebilir. Bu mektubu okuduğumu hatırlıyorum. Bu mektupta Malcolm, Mekke, Peygamber (Aleyhisselam) gibi kelimeler kullanıyordu. Kabe’den, Kur’an’dan bahsediyordu.

O mektupta Malcolm’un söylediği altı yedi kelime vardı. Hac, Arafat gibi. Bense bu kelimeleri daha önce duymadım. O zamanlarda sosyal medya yoktu. Bir genç olarak eğer şanslıysan ki ben o şanslı gençlerdendim. O zamanlar Ana Britannica olarak bilinen ansiklopedi setine sahiptim. Gidip ansiklopediden bu kelimelere baktım. İşte bulmuştum. Bu kelimeleri anladığımda Malcolm’u da anladım. Neden geri dönemediğini anladım. Yani ondan çok etkilenmiştin. Malcolm X ile tanıştın mı? Onun içinden çıktığı “İslam Milleti” isimli topluluğu araştırmaya başladım. Onun sözlerini ve Mekke’ye olan yolculuğunu araştırmaya başladım.

Suikasta uğramadan hemen önce Harlem’deki konuşmalarından birine katılma şansım oldu. Çok soğuk bir sabahtı. Sanırım artık orada olmayan Theresa Otel’de konuşmasını yapıyordu. Oradaki insanlardan biri de bendim. Binlerce insan Malcolm’u dinlemek ve görmek için sokaklardaydı. Onu gördük. Oradaydı. Yanımda iki ya da üç kişi daha vardı ve çatıdaydık. Güvenlik bizi gördü ve aşağı inmemizi söyledi. Aşağıya indik ve çok üşüyorduk. Malcolm, bizi yanına çağırdı ve kendisiyle tokalaştık. Şimdi geriye dönüp baktığımda, o an unutulmazdı. Sadece o dönemde olan bir şeydi. Malcolm heyecan verici birisiydi. Afro-Amerikalıların daha önce hiç görmediği bir kişilikti fakat o şehadet getirmişti.

1965 yılının Şubat ayında suikasta uğradı. O zamanlar 17 veya 18 yaşındaydım. O, Şubat ayında suikasta uğradı, ben de Ekim ayında Müslüman oldum. Nasıl şehadet getirdiniz? Zekeriya isminde bir arkadaşım vardı. Allah, ona rahmet etsin. Gidip onun babasıyla tanıştım. Babasının ismi Alwan Rasheed’ti. Allah ona da rahmet etsin. Kendisi çok ama çok sıra dışı, entelektüel, güçlü düşünen bir insandı. Beni Amerika İslam Misyonu'ndan Şeyh Davud Ahmed Faysal'a yönlendirdi. 1965 yılının Ekim ayının 5’inde Amerika İslam Misyonun’da Müslüman oldum. Yani İslam Milleti isimli topluluğa hiç uğramamıştım. Doğrudan şehadet getirdim. Sonra kendi İslami dönüşümüme şahit oldum. Bu dönüşüm, Ekim ayında başladı.

Aileniz ve çevrenizdeki insanlar Müslüman olmanıza nasıl tepki verdi? Önce babamla başladı. 22 yaşıma kadar babamı görmemiştim. Babamla tanıştıktan sonra sanırım ben 27 yaşındayken vefat etti. Yani aslında vefat edene kadar onu tanımıyordum. Vefatından sonra da kendisini ben defnettim. Vefatından önce onunla iyi bir ilişki kuracak kadar şanslıydım. Benden kendisini yıkamamı ve gömmemi istemişti. Tıpkı Müslümanları yıkayıp gömdüğümüz gibi. Onu yıkamamı istemişti çünkü o zamanlar imamdım. Kız kardeşim de ona Müslümanlardan birisi vefat ettiğinde benim o kişinin yıkama ve defin işlemlerini yapan kişi olduğumu söylemişti.

İslam’ı kabul etmiş olmasını isterdim fakat belki kendince bunu yapmıştı çünkü kendisiyle bu konuda bazı konuşmalarımız olmuştu. İkinci olarak annem. Kendisi İslam’a hiç direnmemişti. Annem bana, “Oğlum, eğer bu yaşam tarzının seni daha iyi bir insan yapacağına inanıyorsan, bu yolu kaybetme ama bunu körü körüne yapma” Bana söylediği şey buydu. Annem Vefatından 11 yıl önce, İslam’ı kabul etmişti. Kız kardeşlerimin ve kardeşlerimin farklı tepkileri oldu ancak zaman içinde Allah öyle bir şey nasip etti ki aile içerisinde bir nevi danışman gibi oldum. Tabi ki bunun benim olgunluğumdan kaynaklandığını söyleyemem. Bunu Allah nasip etti.

Benimle aynı fikirde olmasalar bile aile üyelerime rehberlik yapabilme nimetini İslam sayesinde elde ettim. Ailenin manevi rehberi oldum ve bugün ailemde yaklaşık 151 Müslüman var. Bu inanılmaz bir sayı. Kimin Müslüman olması sizin için en özel olandı? Annemin. Annemin İslam’ı kabul etmesi Sanki 70,000 veya 75,000 kişiye bedeldi. Hatta hiçbirisi anneminkine eşdeğer değildi. İşin garibi anneme şehadet getirten kişi ben değildim. Annem beni takip ediyordu. Yaklaşık 25, 30 yıl boyunca beni destekledi ve bana saygı duydu. Ancak anneme şehadet getirten kişi Somalili eşimdi. Eşim çok iyi İngilizce konuşamıyordu. Asıl etkili olan şey davranışlarıydı.

Bir gün annem bana şunu söyledi “Kiliseye gitmek istiyorum” dedi. Kiliselerin nerede olduğunu bilmiyordu. Eşim Amine, anneme “Ben seni kiliseye götürürüm” dedi. Annem “Beni kiliseye mi götüreceksin?” diye sordu. Amine annemi arabayla kiliseye bıraktı. Oraya vardıklarında annem “Amine beni arabada mı bekleyeceksin?” diye sordu. Amine ise “Hayır anne seninle kiliseye geleceğim” dedi. Amine Somalili kızlar gibi tam tesettürlüydü. Annem kalkıncaya kadar onunla kilisede oturdu ve sonra onu eve bıraktı. Annem bunun kendisi için en derin deneyim olduğunu söylemişti. Bu Somalili tam tesettürlü kız sayesinde.

Annem “Bunu yapmanıza izin var mı?” diye sorduğunda Amine ona şöyle söyledi “Anne, burası bir kilise ve ben de seninle oturuyorum. Eğer buradakiler kötü bir şey söylerse, estağfurullah derim. Eğer iyi bir şey söylerlerse de elhamdülillah derim.” diye cevapladı. Annesi gibi gördüğü annemle kurduğu basit mantık buydu. Gittikçe artan bu deneyimler annemin şehadet getirmesine yol açtı. Avrupa’dan döndüğümde Amine’nin annemi kapı eşiğinde oturtup şehadet getirttiğini gördüm. Eskiden bir çete üyesi olduğunuz doğru mu? Hayır, hayır. Hiçbir zaman bir çetenin parçası olmadım. Her şeyden önce ben orta sınıf evlerde büyüdüm.

Birlikte yaşadığım koruyucu ailelerden dolayı yoksul mahallelerde yaşayan birisi olmadım. Kaldığım evler orta sınıf Hristiyan evleriydi. Bu yüzden gençliğimde hiçbir bağım olmamıştı. Zaten 18 yaşımda da Müslüman oldum. Yani çete üyesi olmam için ortada bir sebep yoktu. Ancak bir çete üyesi gibi yürüyor ve öyle konuşuyordum. Neden? Çünkü burası New York Brooklyn’di ve başkalaşım bizim kültürümüzün bir parçası. Sanırım bazı insanlar “Şeyh bazen çete üyesi gibi konuşuyor.” diyordu. İnsanlar böyle şeyler söylüyordu fakat ben hiçbir zaman böyle bir şey söylemedim. Bir çeteye üye olmadım. Bize unutamadığınız bir anınızı anlatabilir misiniz? Bazı kiliselere davet edilirdim.

Bir keresinde Allah’ın Peygamberi İsa diye bir konuşma yaptığım için beni davet etmişlerdi. Bu yüzden bu sonuca nasıl vardığımı öğrenmek istiyorlardı. “Allah’ın Peygamberi İsa?” Kilisede 600 kişi vardı. Onlarla yaklaşık 3 saat konuştum. Rahip ya da papaz, belki de onun cemaati üzerinde biraz fazla etki sahibi olmaya başladığımı gördüğü için sözümü kesti ve “Programın sonuna geldik.” dedi. Bazı insanlar “Hayır, hayır, hayır, daha bitmedi” dedi. Bu yüzden bizi aşağıya gönderdi. İnsanların çoğu ayrıldı. Yaklaşık 200 kişi kaldı ve onlarla biraz daha konuştuk. Neticede onlara açıkladım Allah’ın bir olduğundan İsa Mesih’in farklılığından Muhammed aleyhisselam’dan bahsediyordum.

İslam ile İncil’in yakınlığından Ve sonra Muhammed (aleyhisselam) İsa (aleyhisselam) ikililerinden bahsettim. “Dediklerimi duydunuz mu? Allah’tan başka ibadet edilecek hiç kimse olmadığına şahitlik ediyor musunuz?” dediğimde. En az 80 kişi “evet” dedi. Muhammed (aleyhisselam)’ı da kabul ettiler. “İşte şimdi Müslüman oldunuz.” dedim. Bu duruma şaşırdılar. “Biz nasıl Müslüman olabiliriz? Biz Hristiyan’ız.” diyorlardı. Size Hristiyanlık sadece dışarıdan empoze edilmiş bir şey ancak şimdi doğruyu tasdik edip Müslüman oldunuz. Şimdi bu durumu nasıl açıklayacaksınız? Bu benim işim değil. Şimdi şu duruma bakın. Onların oraya davet edilirken sergiledikleri davranışa bakın.

Sonra da kilisede verdikleri bu cevaba bakın. Böyle bir olay olduysa ve ben de buna şahit olduysam yani dünya çapındaki bu olaya bir bakın. Yani eğer Müslümanlar Hristiyanlarla etkileşim halinde olabilselerdi ve Hristiyanlara onların bana davrandığı gibi davranabilseydik bence bazı şeyler daha farklı olabilirdi. Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında sizi en çok etkileyen şey neydi? Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hiç dinlenmeye vaktinin olmaması. Dinlenmek için hiç zamanı olmamıştı.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hayatını araştırırsanız 13 yıl boyunca yönettiği, katıldığı savaşları, yazdığı veya Cebrail tarafından yazılması için kendisine verilen anlaşmalara, kısaca hayatına bir bakarsanız hiç duraklama olmadığını görürsünüz. Hayatı boyunca yaptıklarını sayarsak bu kadar fazla sorumluluğu aynı anda nasıl üstlendiğini anlayamıyorum. Görevi vahyi iletmek, insanların davranışlarını düzeltmek, hakimlik yapmak, arabulucu olmak, insanlara örnek olmak, insanları eğitmek, bir savaşçı, komutan, devlet başkanı, bir eş, iyi bir arkadaş. Bunu nasıl yapıyordu? Sebebi vahiy gelmesiydi. Allah bunu emrettiği için. Din öğretilirken yapılan en büyük hata nedir sizce?

İnsanlara bir şeyleri zorla öğretemezsin. Çocukları şeker yememeleri için baskılayamazsınız. Gençleri telefonlarını kullanmamaları konusunda baskılayamazsınız. Yani bu cep telefonu. Kimse evden telefonunu almadan çıkmıyor. Sabah kalktıklarında baktıkları ilk şey telefonları. Yani insanaların cep telefonlarıyla, sosyal medya ile sahip oldukları bu ilişkiyi kullanarak İslam’ı teşvik etmeye çalışırsak ve İslam ile bunları bağdaştırabilirsek o zaman İslam akıp gider. Fakat eski nesiller “Televizyon, haramdır” diyor. “Filmler, haramdır” diyor. “Telefon, haramdır” diyorlar. Böyle yaptığınızda gençleri korkutuyorsunuz çünkü anlamadığınız bir şey var.

Eğer bugün babalar oğulları,anneler kızları ile daha fazla vakit geçirirlerse, birbirlerini kucaklarlarsa, birbirlerine anlayış gösterir, sorunları beraber konuşurlarsa, birlikte aynı teknolojiyi kullanır ve birbirlerini cesaretlendirirlerse nihayetinde İslam bir din, disiplin olarak teknolojinin bir parçası olacaktır. Endüstriyel fenomenin bir parçası haline gelecek. İslam, orada olacak ve ayrı bir şey olarak kalmayacak. Dünyadaki tüm gayrimüslimlerle konuşma şansınız olsaydı onlara ne söylemek isterdiniz? Bugünlerde herkes kendini sıkıntı içinde hissediyor. Ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz. Sinirlerim bozulmuş durumda, duygusal hissediyoruz. İnsanlar bazı şeylerin cevaplarını arıyor.

Bu da öfkeye, depresyona yol açıyor. Kur’an’da bir ayet var. “Kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir. Ve ona hiç beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a dayanıp güvenirse Allah ona yeter.” Kur’an-ı Kerim’in Talâk Suresi 3. ayeti Ayrıca Peygamber (aleyhisselam)’ın da bununla ilgili bir hadisi var ki Aişe (radıyallahu anha) annemiz bunu Efendimiz aleyhisselam’ın her gün değil her namazdan sonra okuduğunu rivayet etmiş. Tercümesi şu şekilde: “Allah'ım! Kederden ve üzüntüden, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım.” “Allah’ım! Haramlarından uzaklaştır, helâl olana kanaat ettir.

Lütfunla beni kimseye muhtaç etme.” Yani eğer Peygamber (aleyhisselam) her namazdan sonra bunu okuyorsa ve o bir Peygamber olarak bunu yapıyorsa bana öyle geliyor ki bu hepimizin okuduğu dualardan biri olmalı.